24 Mayıs 2012, Perşembe 13:48:43

KONYA İL MÜFTÜLÜĞÜ'NÜN KÖŞE YAZARIMIZ YALÇIN İREŞ'İN, MEMLEKET İÇTEN ÇÖKÜYOR, BAŞLIKLI YAZISINA CEVABIDIR



KONYA İL MÜFTÜLÜĞÜ'NÜN KÖŞE YAZARIMIZ YALÇIN İREŞ'İN, MEMLEKET İÇTEN ÇÖKÜYOR, BAŞLIKLI YAZISINA CEVABIDIR

Konya İl Müftülüğü’nün, sitemiz köşe yazarı Yalçın İreş’in, “Memleket içten çöküyor içten” başlıklı yazısına cevabıdır…

 

11.10.2010 tarihli Memleket içten çöküyor içten..başlıklı, www.haberliyorum.com internet adresinde yayınlanan yazı hakkında; İddia edilen konularda yapılan her türlü işlem Kurumumuzun tabi olduğu mevzuata uygundur. Bu ucuz ve ne olduğu, ne söylendiği açık olarak belli olmayan iddialar, yersiz ve anlamsız bir iftiradan ibarettir. Bu iddialarda bulunanlar, toplumda rant elde etmekte olup bu imkanlarının kaybolması nedeniyle ortaya koydukları hezeyanlardır. Tüm bu iddiaların, yapılan güzel hizmetler nedeniyle, durumlarını korumak adına rahatsız olan kişi veya kişilerce yapıldığı düşünülmekte olup, şahsımın ve tüm görevlilerimin Kurumumuzu temsil etme açısından son derece hassas davrandıkları, bu iftiraların görev aşkımızı bir kat daha arttıracağını ifade etmek isteriz. İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. İspat edemezse müfteridir.

Tüm kanuni ve hukuki haklarımız saklı kalmak kaydı ile bu açıklamamızın, haberin yapıldığı sayfada yayınlanmasını istiyoruz. Din görevlisini sürekli aşağı gören, iyi ve kaliteli olan hiçbir şeyi, ona layık görmeyerek toplum nazarında küçük düşürmeye çalışan, tıpkı eski Türk sinemalarındaki ve Türk romanlarındaki din adamı imajında olduğu gibi, bu köhnemiş zihniyetin ürünü olan haberle ilgili olarak belirtmek isteriz ki; mevzuata tamamen uygun biçimde yapılan çalışmalarımız haberleştirilirken ve bu haberler üzerine yorumlar ve değerlendirmeler yapılırken ne ölçüde ilkeli davranıldığının takdirini halkımızın dikkatine sunmak ve konu hakkında doğru bilgilendirmek için, Müftülüğümüzce aşağıdaki açıklamanın yapılması ve kamuoyuyla paylaşılması uygun görülmüştür: Kamuoyunun da bildiği gibi 20.05.2008 tarihinde Konya İl Müftülüğü görevine başladım.

Göreve geldiğim günden itibaren mesai arkadaşlarımla birlikte yoğun bir çalışma programı izleyerek, eski tecrübelerle yeni çalışmaları buluşturup din hizmetlerine nasıl yeni bir ivme kazandırılması gerektiği, Diyanet İşleri Başkanlığımızın hizmet politikasına ilişkin nelerin yapılabileceği üzerinde uzun uzun değerlendirme çalışmaları yaptık. Bu çalışmaların sonucunda geleneksel tecrübeleri göz ardı etmeyen, modern dünyayı gören, ülkemizin tarihi, sosyal ve kültürel gerçeklerine uygun ve tamamen ilmi verilere dayalı biçimde; Konyamızı, coğrafi konumunu da dikkate alarak, memleketimize ve güzel insanlarına hizmetin nasıl olacağını görüp gözeten yeni çalışmalara başladık.

Diyanet İşleri Başkanlığımız ve onun taşradaki temsilcileri Müftülüklerimiz; hizmetlerini, geleneksel dini tecrübelerden istifade ederek, modern dünyanın gelişmelerini görerek ve ülkemizin tarihi, sosyal ve kültürel gerçeklerine uygun, tamamen ilmi verilere dayalı olarak projelendirmekte ve gerçekleştirmektedir. Bilindiği üzere, genel idare içerisinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığımız, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak İslam Dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütme, din konusunda toplumu aydınlatma ve ibadet yerlerini yönetme görevini yerine getiren bir kamu kurumudur. İl Müftülükleri ve ilçe müftülükleri taşrada bu görevleri icra ederler. Bu ulvi görevin yerine getirilmesinde vatanımızın her köşesinde ve yurtdışında en zor şartlarda bile olsa görev yapar. Bu nedenle, toplumun her kesiminden teşvik ve saygı görmesine, hayat standartlarının sosyal ve ekonomik yönden iyileştirilmesine ve toplum içinde hak ettikleri yeri almalarına olan ihtiyacımızı dile getirmeyi gerekli görüyoruz.

Çağımızdaki bilimsel ve sosyal gelişmeler, fertlerin ve buna bağlı olarak toplumların sürekli olarak değişimini kaçınılmaz hale getirmiştir. Fert ve toplumlar arası bilgi akışının hızlandığı, kişilikte ve üretimde kalitenin öne çıktığı, insanların moral değerlere yöneldiği ve daha sağlıklı bir hayat tarzı ve dünya görüşü arayışına girdiği günümüzde, din görevlilerimizin bulundukları ortam ve sosyal statüleri çok önemlidir. Bu tür yayınların genel ahlak, basın ahlakı ve basın meslek ilkeleri ile bağdaşmadığı aşikardır. Toplumsal barışın korunması ve geliştirilmesi dinimizin gönül huzuru ve karşılıklı sevgi kaynağı olarak değerlendirilmesi için; kamuoyunun sağlıklı bilgilendirmekle yükümlü basın yayın organlarımızın din ve dini muhtevalı haber ve yorumlarda daha duyarlı ve özenli hareket etmesini temenni ediyoruz.

Bilgiye ve teknolojiye dayalı din hizmetleri ve eğitim politikamızın temelini oluşturan çalışmalarımızı görmezlikten gelerek yapılan bazı çalışmaların sitenizde kendi bağlamlarından koparılarak uzun süredir başlık ve manşetlere taşındığı, hatta bazı başlıkların bizzat ilgili basın mensubunun kendi yorumuna ve şahsi kin ve hezeyanlarına dayandığı, bir dizi haksız ithamlar ve yersiz kuşkuların dile getirildiği, yine yazar kisvesi altında konuların bütününe bakmadan bunlardan hareket ederek çeşitli yorumlarda bulundukları üzüntü ile müşahede edilmiştir. Bu haber ve yorumlar söz konusu çalışmaları doğru yansıtmamaktadır. Konya basınının bu haber ve yorum sahibi haricinde kalan kısmı dikkat etmektedir.

Fakat bu haberin sahibi kendisini gösterebilmek için herhalde, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan iddialar ortaya atıyor ve abartıyor da abartıyor. Medya olarak bizimle irtibat kurarsanız, biz size kurumun görüşünü, o konudaki sağlıklı bilgiyi veririz ifadesini ve yapılan bu daveti bile çarpıtarak haber yapmaya çalışıyor. Biz de bu topluma ait Anayasal bir kurumun müntesibiyiz. Elbette bu insanları küçük görerek bu işi yapamayız. Yani bunlar bizim insanlarımız. Onları eğiteceğiz ve eğitmek zorundayız. Gereken yasal işlemler de yapılabilir ama hiyerarşik ve despotik otoriteyi kullanmaktan çok, eğitmeyi ve ikna etmeyi yeğleriz. Birisi ileri geri konuşunca uyarıyoruz, izah ediyoruz.

Bu görüş onu bağlar diyoruz. Toplumda kötü örnekleri arttırdıkça insanlar onun olabilirliğini düşünmeye başlıyor ve zihinlerinde kara lekeler kalıyor. Aynı şey ordumuz, polisimiz, hakim ve savcılarımız, doktorlarımız için de geçerlidir. Kurumlarımızın saygınlığını el birliği ile korumalıyız. Bu, üniversiteler için de böyledir, basın için de böyledir. Basın bugünkü noktaya durup dururken gelmedi, belli mücadele sonunda toplumda etkin ve saygın bir yer kazandı. Şimdi elbirliğiyle, birbirimizin saygınlığını korumalıyız, etkinliğini korumalıyız. Din, toplumumuzun kurucu öğelerinden ve en önemli toplumsal değerlerindendir. Bu değerin medyatik tüketimlere konu edilmesi şeklindeki tedbirsiz ve sorumsuz tutumlar, zaman zaman dinin birleştirici ve barışçı doğası hakkında yanlış düşünce ve imajların oluşmasına sebebiyet vermekte, sonuçta da toplumsal çözülmeyi hızlandırmaktadır.

Bütün saygı ve sevgi unsurlarının sorumsuzca tüketime konu edildiği bir toplumda dinin ve din adamının saygınlığını korumaya daha fazla özen göstermek, toplumsal bir değer olarak konumunun zayıflatılmasından ısrarla kaçınmak zorundayız. Din görevlileriyle ilgili bir takım yanlış imaj üretimlerinin doğrudan insanların dinî inançlarında sarsıntıya yol açtığını unutmamak gerekir. Bunun için alınması gereken tedbirler arasında din görevlilerinin payına düşen önemli işler vardır. Din görevlileri hakkında toplumda var olan imaj ve değerlendirmelerin ne tür tecrübelere veya gözlemlere dayandığı tespit edilmeli, daha saygın ve etkili bir din görevlisi olmanın vizyonuna ve misyonuna talip olunmalıdır. Öte yandan, medya çalışanlarının da, bir din görevlisi profilinin toplumumuz için ne derece önemli olduğu noktasında sorumluluk hissetmesi gerektiğini ifade etmek isteriz.

Bu kadar eleştirel olarak yaklaşılan bir kurumun hizmet aracı , ilimizde kamu hizmeti veren birçok kurum ve kuruluşla mukayese edildiğinde, bu yaklaşımı insaf ölçüleri içerisinde değerlendirmenin mümkün olmadığı açıktır. Vaaz,irşad,denetim,toplantı ve seminer gibi birçok hizmetler için mevcut araçlarımız bu geniş coğrafyada yeterli bile olmamaktadır. Söz konusu haberde Diyanet İşleri Başkanlığımızca yapılan bazı atamalar zikredilip din adamlarının sürgün edildiği ifadeleri de, gerçeğe taban tabana zıt olmaktan öte, basın etiği ve bu iki ortak değere saygı açısından da sorunludur. Öncelikle ifade edelim ki, çağdaşlık, mevzuata ve kamu hizmetinin doğasının gerektirdiği özen ve duyarlılığa aykırı davrananların sığınağı, şu veya bu sebeple karşı olduğumuz kişi ve kurumları kolayca mahkum edebileceğimiz bir suçlama aracı olmamalıdır.

Böyle bir tavır çağdaşlığın özüne aykırı olduğu gibi bunların kamuoyundaki saygınlığını da zayıflatmaktadır. Çağdaşlık da dahil toplumumuzun mutabakat zemini olan ortak değerler ve ilkeler, Müftülüğümüzün ve bütün din görevlilerimizin din hizmetini ifa ederken daima gözettiği ve gözetmek zorunda olduğu hususlar olup bu kavramların her fırsatta, kamu kurumlarıyla ve yöneticileriyle kişisel veya siyasi sürtüşmede sorgusuz ve özensiz bir biçimde kullanılıp ayrıştırma ve itham malzemesi yapılması hepimizin ortak yararını tehdit eden sorumsuz bir davranıştır. Kişisel menfaatleri zedelenen veya özel arzuları yerine getirilmeyen kişilerin hayal mahsulü yalanlarını ciddiye alıp ya da fırsat bilip bunları masa başında habere dönüştürmek, sadece haberde adı geçen şahısları, toplulukları ve kurumları yıpratmakla kalmaz, aynı zamanda söz konusu habere yer veren yayın organlarını ve sorumluluk sahibi kişileri de tarih ve toplum önünde küçük düşürür.

Ancak, esefle ifade edelim ki; hem tayin isteyip hem de tayin edildiği yeri beğenmeyen veya daha farklı bir tayin beklentisi içinde olan bir kısım görevliler, hukuki gerekçeler yerine, zaman zaman daha iyi sonuç alacağını düşündüğü için idari yargı, siyasi ve resmi merciler ve medya dahil, müracaat ettiği kurumun duyarlılıkları istikametinde bir takım maddi manevi gerekçeler ileri sürerek, tayinini önleme ve gündeme gelme arzusu içinde olabilmekte, kişilerin bu yönde açıklamaları da ne ilginçtir ki sadece bir yazar tarafından ilgi görmektedir. İlgili haberlerde konu edilen olayın nasıl ve ne şekilde cereyan ettiği konusunda Haziran 2010 döneminde yapılan tayinle ilişkilendirilmesi ve bu yolla mağduriyet izlenimi verilip sonuç alınmaya çalışılması, gerçek olmayan ve hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan diğer iddiaları da tekrar tekrar gündeme getirerek özellikle; ahlakiliği, doğru sözlülüğü ve dürüstlüğü rehber edinmiş görevlilerimizin ve basınımızın hiç tevessül etmeyeceğini düşündüğümüz bir yol olmalıdır.

Ne var ki, söz konusu haberde, konuyu ağırbaşlılık, sağduyu ve ciddi bilgi ve belgelerle ele almak yerine, asılsız iddialarla ve sözüm ona insanların zihninde şok etkisi yapan tarzda, din üzerinden polemik üretmek amacıyla ve istihzai bir üslupla kişisel haklara da saldırı şeklinde sorulmakta ve ele alınmaktadır. Bu yazıyı yazan birisinin “…Buradaki iki müftüyü de tanımıyorum…” ve “…Bir yanda Müslümanlıktan uzak eyyamcı bir müftü…” şeklinde bu kadar tezviratı ifade etmesi ise, tanımıyor olduğu halde neden ve neye dayanarak bu kadar bilgiyi nereden alarak iddiada bulunulduğu, bir algı probleminin yanı sıra etik bakımdan, düşünce ve ifade açısından da ciddi bir sorunla karşı karşıya olunduğunu açıkça göstermektedir. Kurumumuz, medya kuruluşlarının, köşe yazarlarının, görsel-sanal alemin şöhretli olmak isteyen isimlerinin ‘İdeal din adamı’ tasavvurunu ve sunumlarını, din hakkında ne söylenmesi gerektiğine dair beklenti ve taleplerini anlamaya çalışmakta, ne kadar aykırı ve farklı düşünürse düşünsün, bilgi düzeylerine bakmaksızın konuyla ilgilenen herkesin görüşüne en azından toplumsal bir olgu olarak önem vermektedir.

Bununla birlikte, toplumu İslam Dini konusunda doğru bilgi ile aydınlatma görevinin ayrılmaz parçası olarak Başkanlığımızın emirleri doğrultusunda, İslam’ı doğru anlamanın yolunun Kur’an’ı ve Peygamber Efendimizin Sünnetini anlamadan geçtiğini ısrarla belirtmekte, bu konularda insanımızın, zorlanarak değil kendi özgür iradesini kullanarak bilgili ve bilinçli olmasını son derece önemli görmektedir. Bu çerçevede açıklamalar yapmaktadır. Sıkça atıf yapılan çağdaşlık da ancak erdemler ve değerler ortamında sağlıklı işler. Bu itibarla, bir kimsenin yukarıda özetlenen konuları bu şekilde anlaması ve sunması veya maddiyat olarak görmesini anlamak mümkün değildir. Bunu kamuoyunun gereği gibi takdir edeceğine inancımız tamdır.

Çünkü iddia edilen konularda yapılan her türlü işlem kurumumuzun tabi olduğu mevzuata uygundur. Hedonizmin, çıkarcılığın ve acımasızlığın öne çıktığı, manevi ve ahlaki değerlerin hırpalandığı, toplumun ortak bağlarının hoyratça yok edildiği günümüzde bunun karşısında dilediği tavrı göstermek ise muhatapların özgürce karar vereceği bir husustur. Bireysel ve toplumsal hayatımızı esir alan sanal kuşatma karşısında pasif, edilgen birer varlık olmaya son vererek, aktif üretken olmaya, başta Yüce Kitabımız olmak üzere insanı ve varlık alemini konu edinen her şeyi okumaya ve delilsiz, isnatsız iddialarda bulunmamaya çağrımızı yineliyoruz. Din alanında yeni ve entelektüel konuları tartışmak gerektiğini belirterek, din üzerindeki konuşmaların ve tartışmaların düzeyinin artması gerektiğini söylüyoruz. Sosyal bilimler alanındaki konuların çok boyutlu olduğunu ve bunları mühendislik anlayışıyla ele alınmasının yarar sağlamayacağını vurguluyoruz.

Din bize aynı kaynaktan beslenen farklı yorumların, bakışların, düşünce ufuklarının olabileceğini öğretti. 1400 yıllık zengin bir dini geleneğimiz, zengin bir milli tarihimiz ve kültürümüz var. Onun üzerine zenginleştirerek, geliştirerek Cumhuriyeti kurduk. Bunca yıllık Cumhuriyet kazanımımız var. Türkiye'de ilahiyat fakültelerimiz var. Bu kadar köklü geçmişimiz var. İslam medeniyetinin çok önemli bir parçası olduk. Artık din üzerinde konuşmalarımızın düzeyi bu olmamalı. Daha yüksek düzeyde, bilgi gerektiren konuları dünyanın din alanındaki gelişmelerini de izleyerek derinlemesine konuşabilmeliyiz. Türkiye yıllardan beri beyin gücünü teknik alanlarda değerlendirmektedir. Sosyal bilimler alanı zayıf kalmıştır. Sosyal bilimler, yıllarca insanların dudak büktüğü, yan gözle baktığı, fazla önemsemediği bir alan oldu.

Ancak, toplumları zihni, arka plan yönüyle yarınlara hazırlayan; felsefedir, edebiyattır, sanattır, estetiktir, dindir, tarihtir. Türk aydının, ilim ve din adamının yetişmesinde, tarih, edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji ve ilahiyat gibi alanlarda çok sayıda yetişmiş insan ve aydının bulunması hayati derecede önemlidir. Böyle yetişmiş değerler pervasızca, bilgisizce, canavarca yok edilmeye çalışılmamalıdır. Toplumda çok kolay, renkli, biraz da heyecan verici magazin ağırlığı olan konuları tartışma ve kolayca sonuca gitme gibi bir kötü alışkanlığın varlığı bu haberde de kendini göstermektedir. Kolay, sığ ve gevşek haberlerle toplumu yanlış yönde besliyor, sonra da “Toplum bunu istiyor” diyorsak, bir kısır döngü içine girmişiz demektir. Toplumu başka iyi ve kaliteli şeyleri de isteyecek kıvama getirmek de eğitmenlerin, düşünürlerin işidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.14.10.2010


21 Ekim 2010, Perşembe 09:02:16

mehpare

sayın fatmaoğlu hocamız tayin istemedi.bazı rantiyeciler el altından müftü beyi tayin ettirdi.halbuki ilçesinde müftü bey çok sevilir..hele kurs talebeleri bu sempatik adama devamlı dua ettiler sonuçta müftü de mahkemeyi kazandı..zalimler korksun...çünkü hukuk kazandı

07 Ocak 2011, Cuma 04:16:


ayşe fatmaoğlu

insanlar istedikleri yere tayin olursa seslerini çıkarmıyorlar istemedikleri yere tayin edilince veryansın ediyorlar çok yanlış

07 Kasım 2010, Pazar 15:4


nevzat.t

bu ülkenin Allah korkusuna gerçekten sahip idarecilere ve kadrolara ihtiyacı var ve bu nitelikteki insanlar bu milletin içinden çıkmadıkça sürgüncüler ve sürülenler var olmaya devam edecek,herkes haddini bilsin ve hiçkimse bulunduğu mevkide,durduğu yerde baki kalacağını düşünmesin,bir nefes sonrası bir nefes daha alacağına kim garanti verebiliyor,tek baki kalacak ve hesap vermeyecek olan Allah-u Teala dır cc. ayrıca mezara herkes aynı vesaitle gidiyor,bırakın bu audi passat kısmını...

26 Ekim 2010, Salı 12:16:


rüşdü

yukarıda müftü ,bizi salak mı sanıyor..yaptığımız işler mevzuaata uygun diyor ben sana mevzuatı değil vicdanını soruyorum sayın müftü.bayramadan bayrama bir senede et gören insanların olduğu bu topraklarda bir müftü 120 milyar lık otoya binemez arkadaş.Bu yaptığın ALLAHIN mevzuatına uymuyor..tABİKİ sizin için allahın değil de diyanetin size göre ayarlanmış mevzuatı daha muhterem..yüzsüzlüğe bak ki 50 milyara bir de passat çektiler

21 Ekim 2010, Perşembe 17


M R.Haznedar

sevgili müftümüz adnan zeki bıyık ın sürgünü sadece rantçıların rantına çomak sokmasına dayanmıyor.Bu işin patlama noktası..bunun öncesi şu ki hocamızın sanatçı kişiliği rantçıları rahatsız ediyordu.en sonunda kurtulma planını uyguladılar.10 kasım akşamı atamızın konserini sahneletmemek için ketenci namı ile bilinen özbuğday ın yardımcısı arayıp taciz ettiler hocamızı..ama müftü bey konuyu yine dillendirmedi..

21 Ekim 2010, Perşembe 15


M .R Haznedar

konya müftüsü Özbuğday, seni hiç ayakta alkışladılar mı ıkorosunu el altından dağıttığın Tuzlukçu eski müftüsü adnan zeki bıyık ve imamlardan oluşturduğu koroyu halkımız, çanakkale gecesinde ayakta alkışladılar..senin bütün engellemelerine rağmen.o videonun linki halkımızla paylaşıyorum.. http:www.dailymotion.comvideoxcr8dn_efsane-muftu-adnan-zeky-biyik-kon-t_music

21 Ekim 2010, Perşembe 15


bahriye

bak bani de sorarsanız ben bu kursun öğrencisiyim, ve tahsilliyim ,sakın beni köylü diye aşağılama.Köyümüz bölgede birinci seçilmiştir.tahsil yönünden ,temizlik, çalışkanlık yönünden. ikinci olarak kursumuz tuzlukçu sağlık grub bşk. ve meb müdürü ve diyanet müfettişi tarafından hizmete açılımı uygundur dediği halde konya müftüsü özbuğday ve onun mutlak itaatkar yeni tuzlukçu müftüsü aziz adın da ki müftü ,kurs kapatmaya çalışırlarken popstar müftümüze güttüğü kini bu kadar belli etmemeliydi.

21 Ekim 2010, Perşembe 15


bahriye

sayın konya müftüsüne: niye çok muhterem müftümüz adnan zeki bıyık ın köyümüzde açtığı kuran kursunu kapattırdınız ı müftümüzü sevmemeniniz, kur ana hürmetsizlik yapmayı gerektirir miı yeni tuzlukçu müftüsüne emir verip kapat o kursu dediniz.yeni Tuzlukçu müftüsü de emrinize uydu..geldi hocamızın da gururunu inciterek kapatın burayı dedi..biz ne yaptık 110 tane dilekçe topladık akp milletvekiline konuyu şikayet ettik.

21 Ekim 2010, Perşembe 15


vaiz

beyler biz vaizler dolmuşla, özbuğday audi ile gidiyor.konya müftüsü hiç bizi o otolara bindirir miıbiz kimiz ki ı

21 Ekim 2010, Perşembe 14


arif s.

demiş ki özbuğday, bahsedilen müftünün tayin işleri haziranda oluyor.bizim sürgünle alakamız yok deyip, diyanetin üstüne atıyorı yahu müftümüzle 2 senedir el altından uğraşıp kuyusunu kazdığınızı hepimiz biliyoruz..niye olayı diyanete atıyorsun.sen teklif ettin , gel ititraf et de kendine saygın olsun.müftü hem tayin isteyip hem niye isyan ediyor diyorsun, beyefendi Adnan bey , koromuzu çalıştırırken bize yakın olmak için hüyük ü istedi.edirne nerden çıktı.sen gitsene edirneye.

21 Ekim 2010, Perşembe 13


Toplam 17 Yorum Yapılmıştır
TOPlist AXFreeForum.com Top Free Forums Site Top 100 Aviation Sites on Top100Add.com - Add your Site, Boost Your Traffic! Dutchpony Topsites List Kfz Besuchertausch ToplistDizin Mirc List MircList site ekle siteler arama aramalar toplist dizin adre adresler hitlist list top list sitesimirc Çok Hit, Toplist, Site
Ekle
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Konya Haber Konya Haber Arşivleri Konya Magazin Haberleri Konya Haberliyorum Yazarları Haberliyorum Künye Haberliyorum İletişim