25 Mayıs 2012, Cuma 17:29:45

Konya’nın Başörtülü Aday Adayı Cemile Biçer; ‘Merve Kavakçı paranoyasına artık kimse inanmıyor’



Konya’nın Başörtülü Aday Adayı Cemile Biçer; ‘Merve Kavakçı paranoyasına artık kimse inanmıyor’

“Merve Kavakçı’ya yaşatılanlar, yeniden sahneye konulacak” paranoyasına vatandaş da siyasiler de artık inanmıyor.

AK Parti Konya Milletvekili Aday Adayı Cemile Biçer'in Haftalık Dergi Gerçek Hayat'tan Gülcan Tezcan’ın sorularına cevapları…

-NE ZAMANDIR SİYASETLE UĞRAŞIYORSUNUZ?

29 Mart 2009 yerel seçimlerinde AK Parti’den Karatay Belediye Meclis Üyesi olarak siyasete atıldım. 10 Mart’ta da milletvekili aday adayı olmak için bu görevimden istifa ettim ve adaylık müracaatımı yaptım. İnşallah aday listelerine girer de seçilirsem bu durum adalet ve özgürlüğün herkes için olduğunun kanıtı olacak ve Türkiye ilerleme yolunda aşması gereken engellerden birini daha aşmış olacak. Bunun verdiği iç huzurla ve milletten aldığım güçle meclis çatısı altında yaşadığım şehre ve ülkeme hizmet etmek istiyorum.

-NEDEN VEKİL OLMAK İSTİYORSUNUZ? MECLİS'E GİRERSENİZ HANGİ KONULARDA ÇALIŞMALAR YAPMAK İSTİYORSUNUZ?

O veya bu partiden fark etmez. Temsilde adaletin sağlandığı, bütün etnik ve kültürel unsurlara saygı duyulan, tüm renklerin Meclis’te olduğu bir Türkiye fotoğrafı hayalim. Çok şey mi istiyorum? Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Gürcüler temsil ediliyorlarsa Ermeniler, Rumlar, Museviler de temsil edilmeli. Meclis tarihinde, azınlıkların temsil edildiği dönemler oldu, şimdi de olmalı.Türküyle, Kürdüyle, Sünnisi, Alevisiyle, açığı, kapalısıyla neden milletin meclisinde olmayalım. Partimizin “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” de başka bir şey demiyor ki zaten.

Vekil olur da parlamentoya girersem, etnik, dini, kültürel farklılık gözetmeksizin daha çok sosyal alanda kadınlarımızın, gençlerimizin ve çocuklarımızın eğitimi için çalışmalar yapacağım. Bir eğitimci olarak, bir eş, bir anne olarak bu alanda daha çok mesafe kat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Okullarda müfredatın hala eğitimden çok öğretime ağırlık verdiğini görüyoruz mesela. Öğretmen eğitimde yalnız bırakılıyor. Eğitimin aile ayağında sorunlar var.

Eğitim bir süreçse ailenin bu süreçte daha aktif olması gerekiyor. Her gün şiddet, yozlaşma, yanlış bilgilenme bombardımanı altında elimizden kaydığını hissettiğimiz çocuklarımıza daha çok zaman ayırmalıyız. Bırakın başka şeyleri, ibadetleri bile çocuklarına bahane olarak sunan aileler var. Yardım isteyen bir çocuğa “Kur’anımı okuyayım, ondan sonra” diyen bir anne olabilir mi?! Sonra o çocuğun dine bakış açısı nice olur?

Bilgisizliğin, bilinçsizliğin her türlüsüyle mücadele etmeliyiz. Vekil olursam, milli eğitim ya da aileden sorumlu olarak komisyonlarda aktif çalışmalar yapmak isterim. Sivas’tan doğusunun Şafi, Caferi, Alevi vs. olduğu bir ülkede Din Kültürü kitaplarında sadece Hanefi mezhebinin uygulamaları olabilir mi? Mesela, kitapta abdestin farzını 4 gören Şafii çocuk, “Hayır öğretmenim 6, eksik yazmışlar” diyor. Sadece din eğitiminde değil, mesleki eğitimde de ciddi sorunlar var.

-İLK KEZ NE ZAMAN MİLLETVEKİLLİĞİ İÇİN ADAY OLDUNUZ? NASIL BİR SÜREÇ YAŞADINIZ? ELEŞTİRİLERLE KARŞILAŞTINIZ MI?-

İlk vekil aday adaylığım bu seçimler için oldu. 1 ay gibi çok kısa bir sürede karar vermek durumunda kaldım. Eşimden, ailemden ve yakın çevremden destek gördüm. Ne var ki endişeler; benim aday gösterilip gösterilmeyeceğimden çok, başörtülü bir aday adayına listelerde yer verilip verilmeyeceği ile ilgiliydi. Ben bir endişe yaşamadım. Israrla bunu vurgulayanlara ise Başbakanımız’ın daha önce bu yönde gelen sorulara “Siyasette her şey mümkün” açıklamasını hatırlattım. Ayrıca, aday adaylığımı tenkid eden, hafife alan bir yaklaşımla karşılaşmadım henüz.

-BAŞÖRTÜLÜ ADAYA SİYASİ ÇEVRELERİN BAKIŞIYLA VATANDAŞIN BAKIŞI ARASINDA BİR FARK VAR MI? HANGİ TARAF DAHA AÇIK BAŞÖRTÜLÜ BİR ADAYA?

Hani bir kıssa anlatılır: İki kurbağa süt kovasına düşerler, arkadaşları gelir bakarlar ki durum vahim, “Boşa uğraşmayın siz buradan çıkamazsınız” derler. İki kurbağa çırpınıp durur, arkadaşları konuşur, “Evet artık onlar ölecek ne kötü hiç bir şey yapamıyoruz” bunu üzerine kurbağalardan biri ölür, diğeri vazgeçmez ama telkinler hiç iyi değildir. “Uğraşma arkadaşım sen de öleceksin” sesleri yükselir. Yalnız kalan kurbağa son bir sıçramayla kovadan çıkar, arkadaşları “Aaa nasıl yaptın” derler. Kurbağadan tepki yok sonra anlarlar ki arkadaşları sağırdır.O kötü telkinleri duymamıştır, ümidini kesmemiştir.

Siyasilerin gereksiz ve incitici çıkışları, ne yazık ki bu şekilde manipüle etmeye yönelik. Başbakan’ın milyonları heyecanlandıran, ağlatan “Demokratik Açılım” konuşmasından hiç mi kendimize ders çıkarmıyoruz. Hem farklı kültür ve etnik unsurların kardeşliğinden söz edeceksiniz, hem de halkın meclisinde bazı renkleri yok sayacaksınız. Hak ve özgürlüklerin zamanı mı olur ki, “daha zamanı değil” deniyor. Ayrıştırmayı önce topluma yön verenler yapıyor. Daha sonra da vatandaş ölümü tercih eden kurbağa gibi “kader”ine rıza gösteriyor. Hani bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat, nasıl bir daha hortlamayacak şekilde ortadan kaldırılmıştı.

Hak ve özgürlüklere eklektik bir bakış açısı, maalesef siyasi çevreler tarafından topluma dayatılıyor. “Yeni bir şey söyleyecek mi?” diye ağzına bakıp durduklarınız, sizi hayal kırıklığına uğratabiliyor. Onun bunun lafına bakmadan, Başbakan’ın hepimizi rahatlatacak bir karar vereceğine inanıyorum. Kimi siyasilerin kafaları bulandırıcı açıklamalarına karşı sağır, “şimdi değilse ne zaman?” diye soran, sorgulayan, desteklerini esirgemeyen, hep yanımda olan çevreler de var. Ne yazık ki, “28 Şubat mağduru” olduğunu söyleyen pek çok kişide hala “özgüven” eksikliği görüyorum.

-SİYASİLERİN BAŞÖRTÜLÜ VEKİL KONUSUNDAKİ ÇEKİNCESİ NEREDEN KAYNAKLANIYOR?

“Merve Kavakçı’ya yaşatılanlar, yeniden sahneye konulacak” paranoyasına vatandaş da siyasiler de artık inanmıyor. Üniversitelerde başörtüsü sorununun çözümünde, parti içindeki muhalefete rağmen Sayın Kılıçdaroğlu’nun olumlu tavrı etkili olmuştur. Gelgitlerine rağmen Kılıçdaroğlu, Ecevit gibi had bildirmeye kalkışmayacaktır. Toplumsal taleplere direnç gösteren, değerlerle kavgalı aşırı uçların bu dönemde tasfiye olması bekleniyor. Hatta Kılıçdaroğlu’nun kadın adaylar arasında bir ya da birkaç başörtülüye yer verebileceği bile söyleniyor. AK Parti ve MHP’de, başörtülü vekil konusunda partiyi bağlayıcı bir karar yok.

Kişisel tutumlar var. Var olan ‘çekinceler’, kişilerin başörtüsüne ve başörtülülere nasıl bir statü yüklediğiyle paralellik gösteriyor. Başörtülü yönetici asistanı çalıştırmanın ‘imaj’ sorunu yaratacağını düşünen ‘dindar’ patronlar gibi, başörtülü milletvekilinin de TBMM’de ‘sorun’ çıkarabileceğinden endişe eden siyasilerimiz var. Başbakan’a rağmen başörtülüleri inciten parti yöneticilerinin de ‘imaj’ kaygıları varsa, onlar için söyleyecek bir şey bulamıyorum.

-EĞER PARTİNİZ SİZİ ADAY GÖSTERMEZSE BAĞIMSIZ ADAY OLMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Partimin aday listelerinde ismimi göremediği takdirde bağımsız aday olmayı tercih etmenin siyasi kimliğim ve duruşuma tezat teşkil edeceğini düşünürüm. Sivil bir anayasa için referandumda “evet” oyu kullandık. Anayasayı değiştirecek çoğunluk için yüzde 50 oy oranı hedefleyen partime çelme takamam. AK Parti’ye, Genel Başkan’a ve bu davaya inanan insanlara “bağımsız adayım, oylarınızı bana verin” diyemem. Başörtülülerin aday gösterilmediği bir durum yaşanırsa, ki siyasette her şey olabilir, yine de adres değiştirmem. Konjonktür gereği AK Partili olanlardan değilim, çünkü…


30 Mart 2011, Çarşamba 23:59:23
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz yapın!
Toplam 0 Yorum Yapılmıştır
TOPlist AXFreeForum.com Top Free Forums Site Top 100 Aviation Sites on Top100Add.com - Add your Site, Boost Your Traffic! Dutchpony Topsites List Kfz Besuchertausch ToplistDizin Mirc List MircList site ekle siteler arama aramalar toplist dizin adre adresler hitlist list top list sitesimirc Çok Hit, Toplist, Site
Ekle
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Konya Haber Konya Haber Arşivleri Konya Magazin Haberleri Konya Haberliyorum Yazarları Haberliyorum Künye Haberliyorum İletişim