İşte Kandil görüşmelerinin perde arkası !
Bu hafta eski BDP lideri Demirtaş’ın ‘Kandil’le devlet adına birçok görüşme yapıldı’ iddiası, mitinglerin gürültüsü nedeniyle güme gitti. Oysa 2005’ten beri devlet, PKK’yı dağdan indirmek için Kandil’le bir dizi görüşme yaptı. Devlet adına temasları yürüten ise MİT oldu.
Kaset istifaları ve miting meydanlarının gürültüsü bu haftanın en önemli haberlerinden birinin güme gitmesine neden oldu. Milliyet’in 19 Mayıs tarihli nüshasındaki Namık Durukan imzalı haberde, eski BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan çok önemli bir iddia vardı: ‘Sadece İmralı değil devlet Kandil’le de birçok görüşme yaptı.’
Demirtaş, Durukan’a “Kandil’le en çok görüşen Türkiye Cumhuriyet devletidir. Kandil’den kaç defa ateşkes istenmiş, bunu başbakan bilir ve ateşkesin gereğini neden yerine getirmemiş, bunu da en iyi kendisi bilir. Kandil’e mesaj gitmiyorsa ateşkes nasıl oluyor?” diyordu.
Doğruyu söylemek gerekirse, 2005’ten beri devletin güvenlik birimleri, İmralı ve Kandil’deli PKK yönetimi arasındaki önce dolaylı, ardından doğrudan temasları yakından izleme fırsatı bulmuş gazetecilerden biriyim. 2006 yılında Sabah’ın Ankara temsilcisiyken haberleştirdiğim ‘PKK’yı Dağdan İndirme Planı’ manşetiyle verdiğimiz bu gizli inisiyatif, uzunca bir süre Türkiye’nin gündemini işgal etmiş, 3 yıl aradan sonra da 2009’da ‘Kürt açılımı’ olarak karşımıza çıkmıştı.
DEVLET TEMAS KURDU
Açılım, özünde cesur ve iyi niyetli bir projeydi; ancak tabii ki bir gecede tasarlanmamıştı. Projenin arkasında 2005 yılından bu yana devletin onay verdiği, istihbarat ve güvenlik birimlerinin adeta oya gibi işlediği ve Kürt hareketi içindeki makul seslerin de omuz verdiği bir süreç vardı. Sosyal ve ekonomik boyutu bir yana, demokratik açılımın en önemli ayağı, PKK’nın silahı bırakıp dağdan inmesi ve demokratik kuralları kabul ederek meşru siyaset zeminine entegre edilmesiydi. Bunun için gerekirse lider kadrosu Norveç ya da Lübnan gibi üçüncü bir ülkeye gidecek, kalanların silahı bırakarak yurda dönüş koşulları tartışılacaktı.
2005’ten bu yana bu projenin detaylarını çeşitli defalarda birinci ağızlardan dinledim; üstelik Iraklı Kürt yetkililer, hükümet yetkilileri ve hatta PKK’nın Avrupa’daki yönetim kadrosuyla da yaptığım görüşmelerde de tablonun kalan bölümlerini netleştirdim.
Uzun lafın kısası, Selahattin Demirtaş haklı. Devlet 2005’ten bu yana Kandil’le çeşitli defalarda temas kurdu. Zaman zaman ateşkes, zaman zaman da PKK sorununa kalıcı bir çözüm için örgütün nabzı yoklandı. Bu da aynı Abdullah Öcalan’la İmralı’daki görüşmelerde olduğu gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütüldü.
İKİ TEMEL PRENSİP
İstihbarat kuruluşlarının yasadışı bir örgütle temas kurmasında şaşılacak bir durum yok. Dünyada çok örneği var ve zaten istihbarat kurumları bu tarz işler için var. (Geçenlerde CNN Türk ekranlarında Devlet Bahçeli bile MİT’in Öcalan’la görüşebileceğini söyledi.)
Ancak detaylara girmeden önce, devlet ve güvenlik bürokrasisi içinde bu inisiyatife imza atanların 2005’te yola çıkarken iki temel prensipten hareket ettiğini hatırlatalım. Birincisi, PKK ve Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceği (ki bu son yıllarda her cephede kabul görüyor.) İkincisi ise, genç nesil Kürtlerin duygusal kopuş ve aidiyet krizi yaşamasına ramak kaldığı, çözümün hızla gerçekleşmesi halinde Türkiye’yi Irak gibi bir geleceğin beklediği kaygısıydı.
YAPILANLARIN ÖZETİ
İşte bunlardan dolayı devlet, Kürt meselesinde inisiyatifi Kuzey Irak’lı liderlere ya da ABD gibi dış dinamiklere bırakmaktansa doğrudan Kandil ve İmralı’yla çözmenin daha kolay olacağını düşündü.
Şimdi gelelim devletin istihbarat birimlerinin PKK’yı dağdan indirmek ve akan kanı durdurmak için yaptıklarının kısa bir özetine....
- Öcalan yakalandığı 1999’dan itibaren, İmralı’da dönem dönem askeri istihbaratın yürüttüğü (içinde bazen MİT’in de olduğu) kısıtlı bir diyalog vardı. İlk ateşkes ve silahlı grupların Türkiye dışına çıkma kararı burada netleşti; ancak devletin PKK’nın silahsızlanması ya da Kürt sorununun çözümü için nihali bir planı henüz yoktu.
- 2005’te Şenkal Atasagun’un MİT Müsteşarlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı Emre Taner, İmralı’da Abdullah Öcalan’la ilk görüşmeyi yaptı. Bu temaslar, PKK liderini tanıyabilmek ve arada bir güven ilişkisi oluşması için kritik öneme sahipti.
- 2006’da MİT, Dışişleri ve güvenlik bürokrasisinde şekillendirmeye başladığı ‘PKK’yı Dağdan İndirme Projesi’, özellikle dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den destek gördü. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ‘Deneyin bakalım’ diyerek güvenlik yetkililerine yeşil ışık yaktı. Asker engel olmadı, ancak planda yer almadı.
- 2006’da MİT, Celal Talabani ve Mesut Barzani üzerinde Kandil üzerinde ‘çözüm baskısı’ kurmaya başladı. Bu erken diyaloğun amacı PKK yapısını tanımak, taleplerini anlamak ve onları Türkiye gerçeğine hazırlamaktı. Talabani, Murat Karayılan’a bir temsilci göndererek Türkiye’nin diyalog yolunu açabileceğini, artık silahlı mücadele döneminin kapandığını vurguladı.
- PKK’nın İmralı, Avrupa ve Kandil olmak üzere karar verme mekanizmasında üç ayağı var. Devlet, PKK’yı dağdan inmeye ikna için sonraki yıllarda bu kanallardan üçünü de kullandı.
PKK’YLA İLK TEMAS
- İmralı’yla görüşmelere paralel olarak PKK’nın Avrupa’daki temsilcileriyle temas sağlandı. Bu temasların seviyesi gittikçe yükseltildi.
- Avupa yanında Ahmet Türk, Leyla Zana ve Aysel Tuğluk gibi Kürt hareketi içindeki güçlü sesler, Kandil’le diyalog kurulmasında rol oynadı.
- PKK’yla ilk temas, Avrupa üzerinden kurulsa da sonrasında birebir Murat Karayılan ve PKK’daki çözüm yanlısı kanatla temas sağlandı.
- 2006’da Nevruz öncesinde gerilim tırmanırken, güvenlik güçleri Kandil’den Nevruz’da itidal istedi. Devlet, gösterilere izin verdi, karşılığında PKK’da Nevruz’da ortamı germedi. Nevruz olaysız geçti. Kırsak alanda da tansiyon düşmeye başladı.
- 2007’de Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’yla açılımın 2005’te başlayan birinci aşaması son buldu. Askeri operasyonlar arttı, şehit cenazeleri gelmeye başladı.
- 2008 ortasında Kandil, İmralı ve Avrupa ile temas yeniden başladı ve PKK’nın silahsızlanma projesi somutlaştırıldı. Bu kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan’dan siyasi destek de vardı. 2009’da İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesiyle asker de projenin arkasında yer aldı. Gül-Erdoğan-Başbuğ ve Taner’den oluşan dörtlü arasındaki uyum, Türkiye için tarihi bir fırsattı.
MEKTUP TALEBİ
- MİT’in doğrudan Avrupa, İmralı ve Kandil’le iletişimi sağlanmıştı, ancak PKK kendi içinde İmralı’yla haberleşemiyor, bu durum PKK’nın 3 kanadı arasında iktidar mücadelesi ve de devlete yönelik güvensizliği körüklüyordu. Kritik kararlar alınamıyordu. Bu yüzden Öcalan’ın Kandil’e mektup yazma talebine izin verildi. Mektup, devlet tarafından Avrupa’daki PKK’ya, oradan Kandil’e iletildi.
- 2009’da 34 kişilik PKK’lı grubun Habur’dan giriş yapması, açılımın cicim aylarında kamuoyu desteğini arttırmak için tasarlanmıştı. Devlet, bu süreci hem Kandil hem de Avrupa’daki PKK ile koordine etti. Ancak PKK’lıların peşmerge kıyafetiyle gelmesi, sınırdaki spontane gövde gösterisi ve kamuouyunun beklenmedik biçimde tepki göstermesiyle bahar havası tersine döndü.
- 2009 yerel seçimler öncesi PKK’nın tek taraflı ateşkes ilanında Kandil, 2010 referandum öncesinde ise İmralı’yla diyalog etkin oldu.
- PKK’nın Avrupa kolu, İmralı ve Kandil’deki ılımlı kanatla temaslar, 2010 yılında da devam etti. MİT Müsteşarlığı’nın Emre Taner’den Hakan Fidan’a geçmesine rağmen MİT, İmralı görüşmelerindeki rolünü sürdürdü. Buna karşın Avrupa ve Kandil temasları azaldı.
Demirtaş, Durukan’a “Kandil’le en çok görüşen Türkiye Cumhuriyet devletidir. Kandil’den kaç defa ateşkes istenmiş, bunu başbakan bilir ve ateşkesin gereğini neden yerine getirmemiş, bunu da en iyi kendisi bilir. Kandil’e mesaj gitmiyorsa ateşkes nasıl oluyor?” diyordu.
Doğruyu söylemek gerekirse, 2005’ten beri devletin güvenlik birimleri, İmralı ve Kandil’deli PKK yönetimi arasındaki önce dolaylı, ardından doğrudan temasları yakından izleme fırsatı bulmuş gazetecilerden biriyim. 2006 yılında Sabah’ın Ankara temsilcisiyken haberleştirdiğim ‘PKK’yı Dağdan İndirme Planı’ manşetiyle verdiğimiz bu gizli inisiyatif, uzunca bir süre Türkiye’nin gündemini işgal etmiş, 3 yıl aradan sonra da 2009’da ‘Kürt açılımı’ olarak karşımıza çıkmıştı.
DEVLET TEMAS KURDU
Açılım, özünde cesur ve iyi niyetli bir projeydi; ancak tabii ki bir gecede tasarlanmamıştı. Projenin arkasında 2005 yılından bu yana devletin onay verdiği, istihbarat ve güvenlik birimlerinin adeta oya gibi işlediği ve Kürt hareketi içindeki makul seslerin de omuz verdiği bir süreç vardı. Sosyal ve ekonomik boyutu bir yana, demokratik açılımın en önemli ayağı, PKK’nın silahı bırakıp dağdan inmesi ve demokratik kuralları kabul ederek meşru siyaset zeminine entegre edilmesiydi. Bunun için gerekirse lider kadrosu Norveç ya da Lübnan gibi üçüncü bir ülkeye gidecek, kalanların silahı bırakarak yurda dönüş koşulları tartışılacaktı.
2005’ten bu yana bu projenin detaylarını çeşitli defalarda birinci ağızlardan dinledim; üstelik Iraklı Kürt yetkililer, hükümet yetkilileri ve hatta PKK’nın Avrupa’daki yönetim kadrosuyla da yaptığım görüşmelerde de tablonun kalan bölümlerini netleştirdim.
Uzun lafın kısası, Selahattin Demirtaş haklı. Devlet 2005’ten bu yana Kandil’le çeşitli defalarda temas kurdu. Zaman zaman ateşkes, zaman zaman da PKK sorununa kalıcı bir çözüm için örgütün nabzı yoklandı. Bu da aynı Abdullah Öcalan’la İmralı’daki görüşmelerde olduğu gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütüldü.
İKİ TEMEL PRENSİP
İstihbarat kuruluşlarının yasadışı bir örgütle temas kurmasında şaşılacak bir durum yok. Dünyada çok örneği var ve zaten istihbarat kurumları bu tarz işler için var. (Geçenlerde CNN Türk ekranlarında Devlet Bahçeli bile MİT’in Öcalan’la görüşebileceğini söyledi.)
Ancak detaylara girmeden önce, devlet ve güvenlik bürokrasisi içinde bu inisiyatife imza atanların 2005’te yola çıkarken iki temel prensipten hareket ettiğini hatırlatalım. Birincisi, PKK ve Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceği (ki bu son yıllarda her cephede kabul görüyor.) İkincisi ise, genç nesil Kürtlerin duygusal kopuş ve aidiyet krizi yaşamasına ramak kaldığı, çözümün hızla gerçekleşmesi halinde Türkiye’yi Irak gibi bir geleceğin beklediği kaygısıydı.
YAPILANLARIN ÖZETİ
İşte bunlardan dolayı devlet, Kürt meselesinde inisiyatifi Kuzey Irak’lı liderlere ya da ABD gibi dış dinamiklere bırakmaktansa doğrudan Kandil ve İmralı’yla çözmenin daha kolay olacağını düşündü.
Şimdi gelelim devletin istihbarat birimlerinin PKK’yı dağdan indirmek ve akan kanı durdurmak için yaptıklarının kısa bir özetine....
- Öcalan yakalandığı 1999’dan itibaren, İmralı’da dönem dönem askeri istihbaratın yürüttüğü (içinde bazen MİT’in de olduğu) kısıtlı bir diyalog vardı. İlk ateşkes ve silahlı grupların Türkiye dışına çıkma kararı burada netleşti; ancak devletin PKK’nın silahsızlanması ya da Kürt sorununun çözümü için nihali bir planı henüz yoktu.
- 2005’te Şenkal Atasagun’un MİT Müsteşarlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı Emre Taner, İmralı’da Abdullah Öcalan’la ilk görüşmeyi yaptı. Bu temaslar, PKK liderini tanıyabilmek ve arada bir güven ilişkisi oluşması için kritik öneme sahipti.
- 2006’da MİT, Dışişleri ve güvenlik bürokrasisinde şekillendirmeye başladığı ‘PKK’yı Dağdan İndirme Projesi’, özellikle dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den destek gördü. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ‘Deneyin bakalım’ diyerek güvenlik yetkililerine yeşil ışık yaktı. Asker engel olmadı, ancak planda yer almadı.
- 2006’da MİT, Celal Talabani ve Mesut Barzani üzerinde Kandil üzerinde ‘çözüm baskısı’ kurmaya başladı. Bu erken diyaloğun amacı PKK yapısını tanımak, taleplerini anlamak ve onları Türkiye gerçeğine hazırlamaktı. Talabani, Murat Karayılan’a bir temsilci göndererek Türkiye’nin diyalog yolunu açabileceğini, artık silahlı mücadele döneminin kapandığını vurguladı.
- PKK’nın İmralı, Avrupa ve Kandil olmak üzere karar verme mekanizmasında üç ayağı var. Devlet, PKK’yı dağdan inmeye ikna için sonraki yıllarda bu kanallardan üçünü de kullandı.
PKK’YLA İLK TEMAS
- İmralı’yla görüşmelere paralel olarak PKK’nın Avrupa’daki temsilcileriyle temas sağlandı. Bu temasların seviyesi gittikçe yükseltildi.
- Avupa yanında Ahmet Türk, Leyla Zana ve Aysel Tuğluk gibi Kürt hareketi içindeki güçlü sesler, Kandil’le diyalog kurulmasında rol oynadı.
- PKK’yla ilk temas, Avrupa üzerinden kurulsa da sonrasında birebir Murat Karayılan ve PKK’daki çözüm yanlısı kanatla temas sağlandı.
- 2006’da Nevruz öncesinde gerilim tırmanırken, güvenlik güçleri Kandil’den Nevruz’da itidal istedi. Devlet, gösterilere izin verdi, karşılığında PKK’da Nevruz’da ortamı germedi. Nevruz olaysız geçti. Kırsak alanda da tansiyon düşmeye başladı.
- 2007’de Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’yla açılımın 2005’te başlayan birinci aşaması son buldu. Askeri operasyonlar arttı, şehit cenazeleri gelmeye başladı.
- 2008 ortasında Kandil, İmralı ve Avrupa ile temas yeniden başladı ve PKK’nın silahsızlanma projesi somutlaştırıldı. Bu kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan’dan siyasi destek de vardı. 2009’da İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesiyle asker de projenin arkasında yer aldı. Gül-Erdoğan-Başbuğ ve Taner’den oluşan dörtlü arasındaki uyum, Türkiye için tarihi bir fırsattı.
MEKTUP TALEBİ
- MİT’in doğrudan Avrupa, İmralı ve Kandil’le iletişimi sağlanmıştı, ancak PKK kendi içinde İmralı’yla haberleşemiyor, bu durum PKK’nın 3 kanadı arasında iktidar mücadelesi ve de devlete yönelik güvensizliği körüklüyordu. Kritik kararlar alınamıyordu. Bu yüzden Öcalan’ın Kandil’e mektup yazma talebine izin verildi. Mektup, devlet tarafından Avrupa’daki PKK’ya, oradan Kandil’e iletildi.
- 2009’da 34 kişilik PKK’lı grubun Habur’dan giriş yapması, açılımın cicim aylarında kamuoyu desteğini arttırmak için tasarlanmıştı. Devlet, bu süreci hem Kandil hem de Avrupa’daki PKK ile koordine etti. Ancak PKK’lıların peşmerge kıyafetiyle gelmesi, sınırdaki spontane gövde gösterisi ve kamuouyunun beklenmedik biçimde tepki göstermesiyle bahar havası tersine döndü.
- 2009 yerel seçimler öncesi PKK’nın tek taraflı ateşkes ilanında Kandil, 2010 referandum öncesinde ise İmralı’yla diyalog etkin oldu.
- PKK’nın Avrupa kolu, İmralı ve Kandil’deki ılımlı kanatla temaslar, 2010 yılında da devam etti. MİT Müsteşarlığı’nın Emre Taner’den Hakan Fidan’a geçmesine rağmen MİT, İmralı görüşmelerindeki rolünü sürdürdü. Buna karşın Avrupa ve Kandil temasları azaldı.
23 Mayıs 2011, Pazartesi 11:25:11
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz yapın!
Toplam 0 Yorum Yapılmıştır
- » Mevlana Eneglliler'den 3 madalya
- » Maliyeye borcu olanlar dikkat !
- » Şırnak'ta 14 PKK'lı teslim oldu
- » DAMAT DÜĞÜN BASIP DEŞET SAÇTI 3 ÖLÜ 8 YARALI
- » Netekim korktuğu başına geldi
- » Dünya 1 saat karanlıkta kalacak
- » Sakız yutup nefessiz kalan küçük Harun'un 2 kez duran kalbi yeniden çalıştı
- » Öğrencilerin yumurtalı protestosu
- » Konya Şeker'den bir proje daha
- » Matematikçiler Konya'da buluştular
- » Sağanak yağmurlar geliyor
- » Türkiye sınırında çatışma
- » Konya'da uyuşturucu operasyonunda 7 kişi tutuklandı
- » Beyşehir'de meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 3 kişi yaralandı
- » Konya'da vahşi cinayet, imam nikahlı eşini parçalara ayırıp gömmüş
- » Bilim adamları Konya’da boş sandalyelere konuştular
- » CHP'Lİ ARISOY'DAN BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK ÇIKIŞI
- » Kaddafi Osmanlı Paşasına dil uzattı
- » Aktütün şehidinin annesine tehdit geldi
- » Kendisine, 'Yılan gibisin' diyen kaynanasını öldürdü
- cemil demir
Hayret etmemek elde değil neden insanlar birşeyleri birşeylere benzetmek için bu kadar zorlanırlar anlamak güç. Bu iddiayı atan kişi aynaya baksın kesin burnu ermeni burnuna benziyordur,bi yorumda bizmi yapalım.
- emine
mükemmel ötesi
- Saffet Yüzbaşıgil...
Akıllı yiğenim benim başarılarının devamını diliyorum...
- ahmet erim
Öncelikle siz yorum sahiplerine haberliyoruma ve ilgilenen herkese teşekkür ederm ama hikayem yarım devamı yayınlanırmı bilmiyorum bilginiz olsun istedim teşekkürler
- Kaan Koç
Gerçekten çok güzel. Bu hikayeyi yazan kişinin 6. sınıfa gittiğine inanmak çok zor. İnşallah yazılarının devamını getirir ve burada bırakmaz. Kim bilir belki eee.haberliyorum.com sitesi de bu arkadaşın hikayelerini düzenli olarak yayınlar ve hem gençlere bu konuda güzel örnek olur hem de bizler takip ederiz.
- Ufuk ÖZDEMİR
Şuan gerçekten gözlerim doldu. Senin gibi bir yiğene sahip olduğum için çok şanslıyım. Dayısı olarak ilk defa bu hikayeyi okuyorum. Gerçekten çok güzel tebrik ederim Erim :)
- akadaşça
mrb aynı yaşlarda olabiliriz ama bu hikayenin sadece birazını okuyabildim hemen okunacak kadar kısa değil onun için kitabı olsaydı keşke ben bunubikaç günde okurum ancak
- misafir
helal olsun. maşallah diyelim nazar değmesin. çok güzel. bu yaşta çok güzel
- mehmet alabaş
iyi günler ben emekli bir öğretmen olarak bu çocuğumuzu tebrik ediyorum ve doğanın katledildiği bu dönemde bu çocukların değerlendirilmesine destek istiyorum.
- saadet şeker
Günaydın Türkiye yenimi uyanıyorsunuz???Yıllardan bu yana katledilen hayvanların vebalini nasıl çekecekler merak ediyorum.Öyle bir ceza olmalı ki paraya çevrilmemeli,caydırıcı olmalı.Bu konuda belediyelerde barınakları çoğaltmalı kısırlaştırma eylemi ücretsiz olmalı.Basın da hiç acımadan öldürenleri teşhir etmeli.
- coşkun bozkurt
BEN ENGELLİYİM KIZIM BACAĞIDA KIIRLDI NASIL URAYA KONTROLE GÖTÜRECEĞİM İZAH EDİN LÜTFEN
- yeşim
namus!ne kadarda kolay temizleniveriyor öyle.öldürdüm temizlendi allah ıslah etsin sizin gibileri..
- uğurkart
beyşehirimizeherşeyyakışırlütfenbalıklarımıza sahipolalımn nedeniçibalıklarla dolu rengarenk birgölümüz olmasın
- musa
bana bir telsiz versinler bende gönüllüyüm.
- Mahmut candan
Memur hakkını ancak meydanlarda alabilir. Teşekkürler kamu sen e.
- erva turgut
bizim okul örnek okul şimdi sizde örnek alım örnek olun
- Muhsin AKIL
Elektronik cıhat/alet kullananların haklarını gözetici olumlu ve uyarıcı bir haber...
- MEMET
Peki Konya Müftüsü Özbuğday'ın kendinin de kabul ettiği vechile , audi marka vakıf aracını ankaraya ayağına getirtmesi haberdeki durumdan farklı mı ? biri legal diğeri illegal öyle mi...ben o audıye cami sergilerinden alınan benzin parasını sergiye yardım eden biri olarak helal etmiyorum.
- derya şahin
allah belanızı versin
- mithat demirci
sayın hacı mehmrt gümüş e ALLAH TAN RAHMET kederli ailesine bol sabır diler MESLEK TAŞİ MİTHAT DEMİRCİ
- mehmet güzel
böylelerini tutklayıp müebete çarpacan yaşatmıyacan bu ülkeyi kirleten onlardır terör ddiyorsunuz bundana daha büyük teröris varmı
- kemal burak dayanıklı
yerimizde wehrmacht olmalıydı muazzam hava güçleriyle.çok mu zor luftwaffe yi yeniden yaratmak.haberin doğruluğu bilinmiyor rum kaynaklı haber.bizans entrikası olduğu muhtemel...
- ayse
Allah acıl sıfalar ve aılelerınede sabır versın .(amin)
- ahmet satlık
abdullah abiyi severdim iyibir insandı yakınlarına allahtan sabır dilerim merhumada allahtan rahmet mekanı dennet olmasını dilerim
- selim candan
Sayın Hocamızı tekrardan bize hatırlattığın için çok teşekkürler yalçın bey.Bu zamanda Onun gibi dürüst müftü bulmak bihayli zor.Gittiği yerde yine güzellikler oluşturmuş allah razı olsun.Bizim buradakiler ne yapıyor valiye çiçek vermiş miş...Bakın hocamız 8 tane yetimi sevindirmiş...imamlarla korolar kurmuş...kutlu doğumda birileri gibi vali yağcılığı yapmammış...mehmetçiği sevindirmiş.büyük insan vesselam..özbuğdaya duyurulur.yetimlerin hakkını audılerde harcayanlar hesap gününde hesap verecek
- ahmet selvi
bu insanlar müftü olmus vali olmuş insan olmamıs kişiler insanların eve götürecek ekmegi yok iken onlar yemek bile beyenmezler televizyon gazete ye cıkınca allah cc den kitap tan bahsederler allah şahidim olsun bunungibi yapan insan bile demeye dilim varmıyo ama bunlara hakkımı helal etmiyorum iki elim yakalarında
- Ali Aslan
Dünyaca ünlü saf romanov koyunlarını artık direk Rusya’dan (Türkiye çiftlik teslim) satın alabilirsiniz fiyatlarımız gayet uygun olup abartılı fiyatlarımız yoktur. Bütün koyunlarımız safkan romanov’dur ve yüksek damızlık oranlarını belgeleyen sertifika ve pasaportları vardır. satışlarımız minimum 100 adettir 100 adetten aşağısına tarım bakanlığı ithalatına izin vermemektedir. www.romanovciftlik.ru Tel. Turkıyede 0532 158 7 157 Tel. Rusyada +7 903 884 00 99
- zeyd çölmekci
okullar fettullah gülene ait deyil okullar misyoner okulları ajan yetişiyor
- MEHMET KELEŞ
HAKAN BEY SEN GERÇEK İSMİNİ SÖYLERMİSİN BEN HAKAN KUTLUĞ İSMİNDE KİMSEYİ TEDAVİ ETMEMİŞİM DEFTERİMDE İSMİN YAZMIYOR BİZİM HİÇ KİM SENN 3 KURUŞUNDA GÖZÜMÜZ YOK SEN GERÇEK İSMİNİ SÖYLERMİSİN MADEM GERÇEK DİYORSAN AŞAĞIDA 24 SAAT ULAŞABİLECEĞİN NUMARAM VAR ARA SÖYLE BEN SENİ TANIMIYORUM DEDİĞİM GİBİ SENİ TEDAVİ ETSEM İSMİN FALAN DEFTERİMDE KAYITLI OLUR ....
- HAKAN KUTLUĞ
BENDE DENEDİM BU ADAMIN MUCİZEVİ KARIŞIMLARINI. İNANIN Kİ ÇOK ÜÇ KAĞITÇI BİR ADAM BU. İLK KÜRÜN PARASINI VERDİM DAHA SONRA İHTİYACIM VAR DİYE 2 . KÜRÜN PARASINI İSTEDİ YOK DEDİM SÜREKLİ TELEFON AÇTI. BENDE SENİN YAPACAĞIN İŞE DİYE KIZDIM BIRAKTIM. SONRA PARASINI VERDŞİĞİM ŞİŞEYİ İSTEDİM ONUDA VERMEDİ. BÖYLE UMUT SİMSARLARINA İTİBAR ETMEYİN ARKADAŞLAR. SAÇSIZ OLMAK DOLANDIRILMAKTAN DAHA İYİ BANA KALIRSA. BAK AKLIMA GELDİ YİNE SİNİRLEDİM. ALLAHINDAN BUL












