26 Mayıs 2012, Cumartesi 01:45:10

İmralı'yla hükümet görüşsün



İmralı'yla hükümet görüşsün

MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Kürt sorununda, İmralı'yla görüşmeleri hükümetin götürmesi gerektiğini söyledi: AK Parti'nin yüzde 50'ye yakın oyla iktidar olması, çözüm arayışları açısından meşruiyet sağlıyor. 'Devlet herkesle konuşur' dedim. Ama bir noktadan sonra siyaseten üstlenilmesi, hükümetin ele alması gerekecek
Terörün en yoğun yaşandığı 1992-98 yılları arasında MİT Müsteşarı olan ve Güneydoğu Bölgesi'ni avucunun içi gibi bilen Sönmez Köksal, Türkiye'nin en önemli sorunu olan Kürt meselesi ve yanı başımızdaki Suriye'de yaşanan durumu AKŞAM'a değerlendirdi. Öcalan'la hiç görüşmediğini söyleyen Köksal, 'Görüşseydim, Türkiye'nin sağlam, güçlü bir birlik içinde olabilmesi adına 'birlikteliği pekiştirelim' derdim' dedi.

DEVLET HERKESLE GÖRÜŞÜR
- Kürt sorununun çözümü konusunda 'Başbakan Erdoğan'ın devlet adamlığıyla siyasetçi dengesini iyi kurması lazım' demiştiniz. Gelinen süreçte Erdoğan bu dengeyi kurabildi mi?
Kürt sorunu bugünden yarına hemen çözüm bulunacak bir mesele değil. Olaya salt terör olarak bakılması bizleri bugünkü çözümsüzlük noktasına getirdi. Başbakan Erdoğan da sorunu sadece terör olarak görmenin işi çözmeyeceğini anladı ve bunun sonucu olarak arayışlar başladı. Bu sadece AK Parti'yi ilgilendirmiyor. Yarın CHP ve MHP'nin hükümet olduğu durumlarda da Türkiye'nin önünde olacak bir mesele. Bu nedenle tabanı genişleterek diğer siyasi aktörlerin de onayını alarak çözüm arayışına girmek gerekir.

TALEPLERİN ÖNÜ KESİLDİ 
- Görüşmeleri bundan böyle hükümet mi sürdürmeli?
Evet, devlet adına yapılan birtakım görüşmeler var. AK Parti'nin yüzde 50'ye yakın bir oyla iktidar olması çözüm arayışları açısından büyük bir meşruiyet sağlıyor. Kürt sorunu bir noktaya geldikten sonra bunun siyaseten üstlenilmesi gerekecek. Hep söyledim. 'Devlet herkesle görüşür' dedim. Bu konuda hiçbir engel olmaz. Ama bir noktadan sonra bunun siyaseten üstlenilmesi gerekecek. Hükümetin bu sorunu ele alması gerekecek. Orada ele alış şekli, içeriği, çözüme doğru gidiş ve bu aradaki dengenin önemi ortaya çıkaracak. Bekleyelim bakalım. Meclis açılsın, hükümet kurulsun. Olay nasıl ele alınacak, onu zaman gösterecek. 

- 'PKK'nın aklını başına alması,  çözüm istiyor mu, istemiyor mu buna karar vermesi gerekir' demiştiniz. PKK ne istiyor?
1984'te patlak veren terör olayları, hem insani, hem maddi kayıplara neden oldu. Bugün devlet de demokrasi süreci çerçevesinde istenilen birtakım haklı taleplerin yerine getirilmesi gerektiğini anladı. Bu, taleplerin terör örgütü tarafından dillendirilmesinin önüne geçilmesi açısından çok önemli bir adım. Kürtçenin hapishanede ve televizyonlarda kullanılması, kültürel alanda kullanılmasının önüne konan  yasağın kaldırılması, yerleşim alanlarındaki isimlerin değiştirilmesi, Kürt vatandaşların çocuklarına istediği ismi verebilmesi. Dolayısıyla şimdi PKK'nın talep edebileceği fazla bir şey kalmadı.

SİLAH BIRAKMAK ŞART
- 'Kürt sorununun çözümü için bir paket hazırlanmalı' diyorsunuz. Bu pakette ilk yapılması gereken ne?
Gerçekten bir silah bırakma olmalı ki, eylemsizlik hakikaten yüzde yüz geçerli hale gelebilsin. Sonra örgüte katılmış ama suça karışmamış olan binlerce insanımız var. Onların Türkiye'ye normal bir vatandaş olarak geri dönüşleri bir an önce yapılmalı. Askeri, siyasi, hukuki önlemler paketlerinin birbiriyle ilişkili hale getirilmesi ve bunun üzerinde mutabık kalınması lazım. Devletin bu kuralları  uygulaması mümkün ama karşı taraf ne yapar, bu konuda güvence sağlanılmalı. Bu işi karşılıklı olarak ileriye doğru götürmek için çokbaşlılığın giderilmesi gerekir. Bu da öyle kısa vadede olmaz. Sabırlı olmak çok önemli.
Vatandaşlık tanımı etnik kökene dayanmamalı
Kürt sorununda yapılan en büyük hata, Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra Türk vatandaşlığı tanımlamasını etnik temel üzerinden yapmak. Türk kelimesinin, değişik köklerden gelen ama bu topraklarda yaşayan hepimizi tanımlaması gerekir. Osmanlı kalıntıları üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti de kaçınılmaz bir uluslaşma sürecinden geçti. Bugün uluslaşma sürecini tamamlamamış olan etrafımızdaki ülkelerin içine düştükleri durumu görünce 'Türkiye adına bir uluslaşma sürecinin yaşanması da kaçınılmazmış' diyorum.
Ocalan'a derdim ki...
- Taleplerin ardından şimdi de Öcalan'ın affı gündeme getiriliyor...
PKK'nın şunu iyi anlaması lazım ki onların hayal ettiği veya müzakere pozisyonu diye ileri sürdüğü bazı hususların kabulü mümkün değil. Bu ısrar Türkiye'yi ve herkesi pahalıya mal olacak sürece sokar. Kürtlerin bu gerçeği görmediği kanaatinde değilim.
TRAVMAYI ATLATMALIYIZ
Bütün toplumun bir pedagojiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu mücadelede şehit vermiş, en sevdiklerini kaybetmiş iki taraf var. Bu süreçte sadece bir tarafın talepleri karşılanırsa, öbür taraf haklı olarak 'o zaman bizim evlatlarımız niçin öldü' diyecek. Toplumdaki bu duyguyu çok iyi yönetmek gerekir. Çünkü Türkiye barışa bu kayıplar sayesinde varacak. Bu travmayı atlatabilmemiz lazım ve siyasilerin rolü çok önemli. 
KARŞIMIZDA AKTÖR ÇOK  
- Peki Öcalan'a af gelebilir mi?
Bu ancak büyük çözüm paketinin bir parçası olabilir. İmralı'yla görüşmeler yapılıyor ama devletin karşısında da bir sürü aktör var. Kandil mi, Avrupa mı, BDP mi, İmralı mı? Sadece bir aktörle varılacak bir mutabakat ya diğerleri için uygun olmazsa... Oyunbozanlık yapıp, 'biz bunu kabul etmiyoruz' dedikleri takdirde ne yapacağız? Onun için bu işin adım adım götürülmesi şart. 

- Öcalan'la görüşmediğinizi biliyorum. Görüşseydiniz hangi konuyu konuşurdunuz, önceliğiniz ne olurdu?
Herhalde şunu söylerdim: Geçmişte birtakım hatalar yapıldı. Yok farz edildiler. Türk-Kürt ayrımı yapılması toplumun çok önemli bir parçası olan kitleyi incitmiş olabilir. Bu konuda haklı olduklarını ama bölgedeki fırtınanın dindirilebilmesi için taleplerini makul bir düzeye indirmeleri gerektiğini söylerdim. Türkiye'nin sağlam, güçlü bir birlik içinde olabilmesi adına 'birlikteliği pekiştirelim' derdim.

KONUŞARAK ANLAŞALIM
- Öcalan da karşılığında sizden af isteseydi, ne yapardınız?
Bir defa silahlı güçlerin Türkiye dışına çıkması lazım. Türkiye hala kendi dağlarında silahlı militanlar tarafından 'istediklerimi vermezseniz, tekrar terör başlar' diye tehdit ediliyor. Devleti tehditle hiçbir yere varılamaz! Eğer görüşmüş olsaydım, Abdullah Öcalan'a derdim ki 'Kayıpları tekrar yaşamak istiyorsanız, buyurun yaşayalım. Bedelini her iki taraf da çok ağır öder. Ama emin olun ki Türkiye Cumhuriyeti yine ayakta kalır. Bunun için yöntem değişsin. Konuşarak anlaşalım.'

GERÇEĞİ KABUL ETMELİYİZ
- Sizce bu süreçte Öcalan'ın fonksiyonu tam olarak ne olmalı?
Kürt kökenli vatandaşlar Öcalan'ı bu mücadelenin lideri olarak tanıyor. Eğer  'eylemsizlik' diyor, eylemsizlik oluyorsa, Kandil üzerinde, Avrupa üzerinde hakikaten bir etkisi varsa, bu gerçeği bizim de kabul etmemiz, ona göre davranmamız gerekir.
Parçalanmış Suriye tam baş belası olur
- Bölgemizdeki halk hareketlerini  özellikle de Suriye'deki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Küreselleşmenin müthiş etkisi. Genç ve eğitimli nüfusun sosyal medyayla ilişkisinin büyük sonucu. Kuzey Afrika ülkelerindeki halk ayaklanması sonunda Suriye'ye de sıçradı ve ilk olaylar 15 Mart'ta başladı. Beşşar Esad zannetti ki, Suriye bu işin dışında kalacak ama kalmadı. Ve bence o üç ayı bedava harcadı. Halbuki, yeni atmaya başladığı adımları o dönemde atsaydı belki bugünkü sonuca varılmazdı. Esad yönetimi, toplumu ikna için gecikti. Esad'ın kullandığı dil de çok kötü. Hakaret içeriyor. Bu toplumla arasındaki mesafeyi açıyor. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki 10 yılı aşkın süre istikrarsızlık sürecek. Suriye'de rejim değişikliğinin olacağını zannetmiyorum. Çünkü Esad yönetimine şimdilik bir alternatif yok. Ama Beşşar Esad'ın Suriye'deki geleceğini de kalıcı görmüyorum. Diğer yandan gitmesinin ülkede iç çatışmanın yolunu açacağını da hesap etmek gerekir. Uluslararası topluluk da zaten onun için tereddüt içinde. Hem mezhep hem etnik açıdan o kadar bölünmüş, parçalanmış bir topluluk ki... Bir ayrışma var evet ama alternatif olmadığından şimdiden Suriye'nin geleceğini görmek çok zor. Beşar Esad gitsin de, yerine kim gelecek? O büyük soru işareti. Türkiye'nin en az zararla çıkabilmesi için bu süreci çok iyi yönetmesi gerekecek. Bazı çevrelerin ümidi Suriye'deki gelişmeler yoluyla İran'ı etkilemek. Şimdilik Lübnan'ı, Filistin içindeki yapılanmayı, İsrail ihtilafını, Irak'ı etkileyecektir. Parçalanacak bir Suriye tam anlamıyla bir baş belası olur.
Hukuk, siyasetin önünü kesmemeli
- Bağımsız Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi ve protesto olarak bağımsızların Meclis'e gitmeme kararıyla ilgili ne diyeceksiniz?
Burada sadece BDP açısından değil, CHP ve MHP açısından da sakıncalar var. Hukuk, siyasetin önünü kesmemeli, tam tersi önünü açmalı. Söyleyeceğim tek şey önümüzdeki dönemde Türkiye'de daha rahat siyaset yapılacak hukuki zeminin hazırlanması gerektiğidir.
 
 


28 Haziran 2011, Salı 10:05:44
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz yapın!
Toplam 0 Yorum Yapılmıştır
TOPlist AXFreeForum.com Top Free Forums Site Top 100 Aviation Sites on Top100Add.com - Add your Site, Boost Your Traffic! Dutchpony Topsites List Kfz Besuchertausch ToplistDizin Mirc List MircList site ekle siteler arama aramalar toplist dizin adre adresler hitlist list top list sitesimirc Çok Hit, Toplist, Site
Ekle
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Konya Haber Konya Haber Arşivleri Konya Magazin Haberleri Konya Haberliyorum Yazarları Haberliyorum Künye Haberliyorum İletişim