Erdoğan, sabrın sonuna geldik
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, salı günü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu Suriye'ye göndereceğini belirterek, ''Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç, verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir'' dedi.
"SURİYE BİZİM MESELEMİZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, bugüne kadar birçok konuda ''Acaba halledebilir miyiz?'', ''Acaba söylenenler yerini bulur mu?'' diye çok sabrettiklerini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ama artık burada da sabrın son anlarına geldik ve bunun için de bu süreç içinde salı günü Dışişleri Bakanı'nı Suriye'ye gönderiyorum. Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir.
Çünkü biz Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 kilometre sınırımız var, akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var. Dolayısıyla burada olanlar, bitenler bizim asla seyirci kalmamıza fırsat vermez. Tam aksine oradaki sesleri duymak zorundayız, duyuyoruz ve tabii ki gereğini de yapmak durumundayız.''
"İÇ HUZURU BULAMAYIZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın, yekdiğerinin acısına göz yumdukça, ötekinin yarasına merhem olmadıkça, aradığı iç huzuru ve mutluluğu bulamayacağını belirterek, ''İşte bu anlayışı temsil eden Türkiye'nin dünyadaki konumu bu yüzden her geçen gün önem kazanıyor'' dedi.
Erdoğan, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde düzenlenen iftarda yaptığı konuşmada, bir mübarek iftar vaktinde İstanbul'da eski dostlarıyla birlikte olmanın kendisi için saadetlerin en büyüğü olduğunu belirtti.
Sayısız güzelliğin paylaşıldığı oruç ikliminin insanı çok Farklı iklimlere taşıdığını, bu ayda paylaşma ve dayanışma ruhunun zirveye çıktığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu ruhla her sene adeta yeniden diriliyoruz. Bu ruhla yeniden kardeşliğin, komşuluğun ebedi hukukunu idrak ediyor, soframızı, gönlümüzü herkese, her insana açıyoruz. Sahip olduğumuz bütün imkan ve zenginliklerin bize emanet olduğunu, paylaşırsak emanete riayet etmiş sayılacağımızı, paylaşmazsak başkasının üzerimizdeki hakkını haksız yere yemiş olacağımızı bu ayda çok daha kavramış oluyoruz. Şükürler olsun ki bu anlamda muazzam bir ruh ve gönül zenginliğine sahip bir milletin varisleriyiz. Böyle bir ecdadın varisleriyiz. Bu, bizim için ayrı bir zenginlik.''
Türkiye'nin tüm şehir, ilçe ve beldelerinin, tüm mahalle ve köylerinin bu iklimi, dayanışma, yardımlaşma, kucaklaşma için adeta son bir fırsat gibi değerlendirdiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Urfa'dan İstanbul'a, memleketimizde kurulan her Halil İbrahim sofrasının bereketi yüreklerimizi bütünleştiriyor. Ben bu akşamki sofrayı da bir Halil İbrahim sofrası gibi görüyorum. Uşak'tan Artvin'e paylaşılan her lokma vicdanlarımızı arındırıyor. Yediden yetmişe bu birlik ve beraberlik ruhu, bu dayanışma şuuru bizi yeniden kardeş, yeniden millet kılıyor. Zira bizim medeniyet dilimizde soframızın adı Halil İbrahim sofrasıdır. Bizim irfanla yoğrulmuş kültürümüzde misafirin adı tanrı misafiridir. Bizim lisanımızda ekmeğin adı nimettir. Toplumsal hayatımızda komşusu açken tok yatmak bize yasaklanmıştır. Bu evrensel değerleri birey olarak, aile olarak, millet olarak yaşatmak, bizi biz kılan en değerli hasletlerimizdir. İnsani değerleri yüzyıllar boyu savunan bir milletin fertleri olarak bugün yeni bir sınavla baş başayız, karşı karşıyayız. Bireycilik, bencillik, kendisi için istediğini başkası için istememe, kendine hak gördüğünü başkasına çok görme kültürü insanların vicdanında büyük yaralar açıyor. Zayıf olanlar, güçlü olanlar karşısında açıkça haksızlıklara maruz kalıyor. Yaşanan haksızlıkları bertaraf etmek için yeniden insanı yücelten, gücü değil hakkaniyeti merkeze alan, merhametsiz bir rekabeti değil, adaleti, paylaşmayı ve dayanışmayı esas alan bir anlayışa ihtiyaç var.''
''İNSANLIK, YEKDİĞERİNİN ACISINA GÖZ YUMDUKÇA...''
Bu yıl, ''dünya nimetlerine gark olmuş ülkelerin de petro-dolar zengini, endüstri zengini ülkelerin de halklarını mutlu edemediğini'' vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sarsılmaz zannedilen ekonomiler artık sarsılıyor, zengin refah devletlerinde görülmemiş felaketler yaşanıyor. Öte yandan, dünyanın gözü önünde Afrika'da, Somali'de, Etiyopya'da, Kenya'da yaşanan yoksulluk ve trajediler ise insanı, insanlığından utandırıyor. İnsanlık, yekdiğerinin acısına göz yumdukça, ötekinin yarasına merhem olmadıkça, aradığı iç huzuru ve mutluluğu bulamaz, bulamayacaktır. İşte bu anlayışı temsil eden Türkiye'nin dünyadaki konumu bu yüzden her geçen gün önem kazanıyor. Türkiye, 74 milyon vatandaşının mutluluğunu esas aldığı gibi, insanlığın vicdanı olma noktasında tarihi mesafeler alıyor.''
İLK KARGO UÇAĞI, YARIN ANKARA'DAN MOGADİŞU'YA GÖNDERİLECEK
Başbakan Erdoğan, ''merhamet ayı olan ramazan ayında Türk milletinin kıtlıkla açlıkla susuzlukla büyük bir felakete duçar olan Afrikalı kardeşlerini de iftar ve sahur sofrasına davet ettiğini'' belirtti.
Dünyanın her ülkesine, her bölgesine artık Türk insanının merhamet elinin uzandığını dile getiren Erdoğan, Diyanet teşkilatının, Kızılay'ın, TİKA'nın, gönüllü sivil kuruluşların, hamiyetperver milletin, yardımlarını bir an evvel Afrika'ya ulaştırmak için büyük kampanyalar başlattıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, kardeşlerine dost elini uzatan Türkiye'nin merhamet elçisi olmak için birbirleriyle yarışan kurumlarını ve yardım elini uzatan, gönlünü, ekmeğini paylaşan fedakar vatandaşları yürekten tebrik ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizim medeniyet anlayışımız daima insanlıkla dayanışmayı gerektirir. Bizim derdimiz, davamız budur. Yarın inşallah ilk kargo uçağımızı Ankara'dan Mogadişu'ya gönderiyoruz ve ardı ardına gerek kargo uçaklar, gerek gemilerle bu süreci devam ettireceğiz. Gıdasıyla ilacıyla giyinmesiyle vesairesiyle bütün yardımlarımızı inşallah ulaştırmaya devam edeceğiz. Yaradılanı yaradandan dolayı seviyor, yaradılana yaradan adına saygı duyuyoruz. Bu anlayışla yeryüzü sathında insani değerleri savunuyor, mazlumun yanında, zalimin karşısında yer alıyoruz. Bölgemizde yaşanan büyük acılar 'yetsin artık' diyoruz. 30 sene önce yanı başımızda bir büyük acı yaşanmıştı da 'Hama'da bir bülbül öter, boynu vurulur' demişti değerli kardeşimiz merhum şair Cahit Zarifoğlu. 30 sene sonra bugün, kardeş dediğimiz o ülkenin, Suriye'nin o yaralı şehrinde, o büyük acının hem de bir ramazan günü yeniden yaşatılmasını hangi akıl, hangi vicdan kabul eder? Var mıdır dünyaya, insanlığa bir sözünüz? Zulümle ne kadar payidar olunur? Demir kafesler ardında daha kaç gün hüküm sürülür? Çok manidardır demir kafesler ardından nice Müslümanlar biliyorsunuz idam sehpalarına götürüldü. Onları idam sehpalarına götürenler şimdi ayakta değil, sedyeyle bakın nereye gidiyor. Arapların bir sözü var. 'Men dakka dukka'. Böyle bir süreci dünya yaşıyor ama ibret alana ne kadar güzel. Ama ibret almayan için bu süreç çok zarar verir.
Etrafınızda olup bitenler size hiç mi bir şey ifade etmiyor? Halkınızın üzerine kurşun yağdırarak kimi sevindiriyorsunuz? Evet, bunları söylemek, bu soruları sormak zorundayım.''
"SURİYE BİZİM MESELEMİZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, bugüne kadar birçok konuda ''Acaba halledebilir miyiz?'', ''Acaba söylenenler yerini bulur mu?'' diye çok sabrettiklerini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ama artık burada da sabrın son anlarına geldik ve bunun için de bu süreç içinde salı günü Dışişleri Bakanı'nı Suriye'ye gönderiyorum. Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir.
Çünkü biz Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 kilometre sınırımız var, akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var. Dolayısıyla burada olanlar, bitenler bizim asla seyirci kalmamıza fırsat vermez. Tam aksine oradaki sesleri duymak zorundayız, duyuyoruz ve tabii ki gereğini de yapmak durumundayız.''
"İÇ HUZURU BULAMAYIZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın, yekdiğerinin acısına göz yumdukça, ötekinin yarasına merhem olmadıkça, aradığı iç huzuru ve mutluluğu bulamayacağını belirterek, ''İşte bu anlayışı temsil eden Türkiye'nin dünyadaki konumu bu yüzden her geçen gün önem kazanıyor'' dedi.
Erdoğan, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde düzenlenen iftarda yaptığı konuşmada, bir mübarek iftar vaktinde İstanbul'da eski dostlarıyla birlikte olmanın kendisi için saadetlerin en büyüğü olduğunu belirtti.
Sayısız güzelliğin paylaşıldığı oruç ikliminin insanı çok Farklı iklimlere taşıdığını, bu ayda paylaşma ve dayanışma ruhunun zirveye çıktığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu ruhla her sene adeta yeniden diriliyoruz. Bu ruhla yeniden kardeşliğin, komşuluğun ebedi hukukunu idrak ediyor, soframızı, gönlümüzü herkese, her insana açıyoruz. Sahip olduğumuz bütün imkan ve zenginliklerin bize emanet olduğunu, paylaşırsak emanete riayet etmiş sayılacağımızı, paylaşmazsak başkasının üzerimizdeki hakkını haksız yere yemiş olacağımızı bu ayda çok daha kavramış oluyoruz. Şükürler olsun ki bu anlamda muazzam bir ruh ve gönül zenginliğine sahip bir milletin varisleriyiz. Böyle bir ecdadın varisleriyiz. Bu, bizim için ayrı bir zenginlik.''
Türkiye'nin tüm şehir, ilçe ve beldelerinin, tüm mahalle ve köylerinin bu iklimi, dayanışma, yardımlaşma, kucaklaşma için adeta son bir fırsat gibi değerlendirdiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Urfa'dan İstanbul'a, memleketimizde kurulan her Halil İbrahim sofrasının bereketi yüreklerimizi bütünleştiriyor. Ben bu akşamki sofrayı da bir Halil İbrahim sofrası gibi görüyorum. Uşak'tan Artvin'e paylaşılan her lokma vicdanlarımızı arındırıyor. Yediden yetmişe bu birlik ve beraberlik ruhu, bu dayanışma şuuru bizi yeniden kardeş, yeniden millet kılıyor. Zira bizim medeniyet dilimizde soframızın adı Halil İbrahim sofrasıdır. Bizim irfanla yoğrulmuş kültürümüzde misafirin adı tanrı misafiridir. Bizim lisanımızda ekmeğin adı nimettir. Toplumsal hayatımızda komşusu açken tok yatmak bize yasaklanmıştır. Bu evrensel değerleri birey olarak, aile olarak, millet olarak yaşatmak, bizi biz kılan en değerli hasletlerimizdir. İnsani değerleri yüzyıllar boyu savunan bir milletin fertleri olarak bugün yeni bir sınavla baş başayız, karşı karşıyayız. Bireycilik, bencillik, kendisi için istediğini başkası için istememe, kendine hak gördüğünü başkasına çok görme kültürü insanların vicdanında büyük yaralar açıyor. Zayıf olanlar, güçlü olanlar karşısında açıkça haksızlıklara maruz kalıyor. Yaşanan haksızlıkları bertaraf etmek için yeniden insanı yücelten, gücü değil hakkaniyeti merkeze alan, merhametsiz bir rekabeti değil, adaleti, paylaşmayı ve dayanışmayı esas alan bir anlayışa ihtiyaç var.''
''İNSANLIK, YEKDİĞERİNİN ACISINA GÖZ YUMDUKÇA...''
Bu yıl, ''dünya nimetlerine gark olmuş ülkelerin de petro-dolar zengini, endüstri zengini ülkelerin de halklarını mutlu edemediğini'' vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sarsılmaz zannedilen ekonomiler artık sarsılıyor, zengin refah devletlerinde görülmemiş felaketler yaşanıyor. Öte yandan, dünyanın gözü önünde Afrika'da, Somali'de, Etiyopya'da, Kenya'da yaşanan yoksulluk ve trajediler ise insanı, insanlığından utandırıyor. İnsanlık, yekdiğerinin acısına göz yumdukça, ötekinin yarasına merhem olmadıkça, aradığı iç huzuru ve mutluluğu bulamaz, bulamayacaktır. İşte bu anlayışı temsil eden Türkiye'nin dünyadaki konumu bu yüzden her geçen gün önem kazanıyor. Türkiye, 74 milyon vatandaşının mutluluğunu esas aldığı gibi, insanlığın vicdanı olma noktasında tarihi mesafeler alıyor.''
İLK KARGO UÇAĞI, YARIN ANKARA'DAN MOGADİŞU'YA GÖNDERİLECEK
Başbakan Erdoğan, ''merhamet ayı olan ramazan ayında Türk milletinin kıtlıkla açlıkla susuzlukla büyük bir felakete duçar olan Afrikalı kardeşlerini de iftar ve sahur sofrasına davet ettiğini'' belirtti.
Dünyanın her ülkesine, her bölgesine artık Türk insanının merhamet elinin uzandığını dile getiren Erdoğan, Diyanet teşkilatının, Kızılay'ın, TİKA'nın, gönüllü sivil kuruluşların, hamiyetperver milletin, yardımlarını bir an evvel Afrika'ya ulaştırmak için büyük kampanyalar başlattıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, kardeşlerine dost elini uzatan Türkiye'nin merhamet elçisi olmak için birbirleriyle yarışan kurumlarını ve yardım elini uzatan, gönlünü, ekmeğini paylaşan fedakar vatandaşları yürekten tebrik ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizim medeniyet anlayışımız daima insanlıkla dayanışmayı gerektirir. Bizim derdimiz, davamız budur. Yarın inşallah ilk kargo uçağımızı Ankara'dan Mogadişu'ya gönderiyoruz ve ardı ardına gerek kargo uçaklar, gerek gemilerle bu süreci devam ettireceğiz. Gıdasıyla ilacıyla giyinmesiyle vesairesiyle bütün yardımlarımızı inşallah ulaştırmaya devam edeceğiz. Yaradılanı yaradandan dolayı seviyor, yaradılana yaradan adına saygı duyuyoruz. Bu anlayışla yeryüzü sathında insani değerleri savunuyor, mazlumun yanında, zalimin karşısında yer alıyoruz. Bölgemizde yaşanan büyük acılar 'yetsin artık' diyoruz. 30 sene önce yanı başımızda bir büyük acı yaşanmıştı da 'Hama'da bir bülbül öter, boynu vurulur' demişti değerli kardeşimiz merhum şair Cahit Zarifoğlu. 30 sene sonra bugün, kardeş dediğimiz o ülkenin, Suriye'nin o yaralı şehrinde, o büyük acının hem de bir ramazan günü yeniden yaşatılmasını hangi akıl, hangi vicdan kabul eder? Var mıdır dünyaya, insanlığa bir sözünüz? Zulümle ne kadar payidar olunur? Demir kafesler ardında daha kaç gün hüküm sürülür? Çok manidardır demir kafesler ardından nice Müslümanlar biliyorsunuz idam sehpalarına götürüldü. Onları idam sehpalarına götürenler şimdi ayakta değil, sedyeyle bakın nereye gidiyor. Arapların bir sözü var. 'Men dakka dukka'. Böyle bir süreci dünya yaşıyor ama ibret alana ne kadar güzel. Ama ibret almayan için bu süreç çok zarar verir.
Etrafınızda olup bitenler size hiç mi bir şey ifade etmiyor? Halkınızın üzerine kurşun yağdırarak kimi sevindiriyorsunuz? Evet, bunları söylemek, bu soruları sormak zorundayım.''
07 Ağustos 2011, Pazar 12:45:25
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz yapın!
Toplam 0 Yorum Yapılmıştır
- » Domatese bak !
- » Konyaspor Teknik Direktörü Vural, ayağımıza elen fırsatları değerlendiemiyoruz
- » Şimdide Kıbrıs'a karayolu çılgınlığı çıktı
- » Türkiye uluslararası yardım çağrısında bulundu
- » Bundan sonra sigaraya izin veren yandı
- » İstasyon yanındaki tarihi otelde restorasyon başladı
- » Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, İslam Fıkhını hiçe mi sayıyor ?
- » Mustafa Çaya AK Parti Ordu Milletvekilliği adaylık listesinde
- » İsrail'den Gazze için sert tehdit
- » Selçuklu'da 'Bez torba' kampanyası başlıyor
- » MOTORA YILAN KAÇTI
- » Bahçeli, tek başımıza iktidar olacağız
- » Konyaspor-Gençlerbirliği, maç bugün saat 16.00'da
- » Konya-Ankara arası hızlı tren saatleri
- » SELÇUKLU ÇOCUK PARKLARINI ONARIYOR
- » MİT Raporunun kilit ismi öldürüldü
- » Hastanede bir şeyi yok dediler eve geldi öldü
- » Konya'da anne oğlunu bıçakladı
- » 2012 zor bir yıl olacak
- » İşte Konyaspor'un Göztepe maçı kadrosu
- suat uzun
Ben bir mahalle muhtarı olarak mahallemde bulunan yaklaşık 21 camii 26 din görevlisi ile plaket törenine özel davete rağmen katılmayan il müftüsü sanke bakan makamı gibi önde kırmızı mavi çakarlambalarla kendi uygun gördüğü yerlere katılan muhtarlarla birgün olsun toplantı yapmayan muhtarlarlam imamları bir arayan getiremeyen bir müftüyü ALLAHA Havale ediyorum ama bence çok ama çok lüks bu millet helal edermi bilmem
- cemil demir
Hayret etmemek elde değil neden insanlar birşeyleri birşeylere benzetmek için bu kadar zorlanırlar anlamak güç. Bu iddiayı atan kişi aynaya baksın kesin burnu ermeni burnuna benziyordur,bi yorumda bizmi yapalım.
- emine
mükemmel ötesi
- Saffet Yüzbaşıgil...
Akıllı yiğenim benim başarılarının devamını diliyorum...
- ahmet erim
Öncelikle siz yorum sahiplerine haberliyoruma ve ilgilenen herkese teşekkür ederm ama hikayem yarım devamı yayınlanırmı bilmiyorum bilginiz olsun istedim teşekkürler
- Kaan Koç
Gerçekten çok güzel. Bu hikayeyi yazan kişinin 6. sınıfa gittiğine inanmak çok zor. İnşallah yazılarının devamını getirir ve burada bırakmaz. Kim bilir belki eee.haberliyorum.com sitesi de bu arkadaşın hikayelerini düzenli olarak yayınlar ve hem gençlere bu konuda güzel örnek olur hem de bizler takip ederiz.
- Ufuk ÖZDEMİR
Şuan gerçekten gözlerim doldu. Senin gibi bir yiğene sahip olduğum için çok şanslıyım. Dayısı olarak ilk defa bu hikayeyi okuyorum. Gerçekten çok güzel tebrik ederim Erim :)
- akadaşça
mrb aynı yaşlarda olabiliriz ama bu hikayenin sadece birazını okuyabildim hemen okunacak kadar kısa değil onun için kitabı olsaydı keşke ben bunubikaç günde okurum ancak
- misafir
helal olsun. maşallah diyelim nazar değmesin. çok güzel. bu yaşta çok güzel
- mehmet alabaş
iyi günler ben emekli bir öğretmen olarak bu çocuğumuzu tebrik ediyorum ve doğanın katledildiği bu dönemde bu çocukların değerlendirilmesine destek istiyorum.
- saadet şeker
Günaydın Türkiye yenimi uyanıyorsunuz???Yıllardan bu yana katledilen hayvanların vebalini nasıl çekecekler merak ediyorum.Öyle bir ceza olmalı ki paraya çevrilmemeli,caydırıcı olmalı.Bu konuda belediyelerde barınakları çoğaltmalı kısırlaştırma eylemi ücretsiz olmalı.Basın da hiç acımadan öldürenleri teşhir etmeli.
- coşkun bozkurt
BEN ENGELLİYİM KIZIM BACAĞIDA KIIRLDI NASIL URAYA KONTROLE GÖTÜRECEĞİM İZAH EDİN LÜTFEN
- yeşim
namus!ne kadarda kolay temizleniveriyor öyle.öldürdüm temizlendi allah ıslah etsin sizin gibileri..
- uğurkart
beyşehirimizeherşeyyakışırlütfenbalıklarımıza sahipolalımn nedeniçibalıklarla dolu rengarenk birgölümüz olmasın
- musa
bana bir telsiz versinler bende gönüllüyüm.
- Mahmut candan
Memur hakkını ancak meydanlarda alabilir. Teşekkürler kamu sen e.
- erva turgut
bizim okul örnek okul şimdi sizde örnek alım örnek olun
- Muhsin AKIL
Elektronik cıhat/alet kullananların haklarını gözetici olumlu ve uyarıcı bir haber...
- MEMET
Peki Konya Müftüsü Özbuğday'ın kendinin de kabul ettiği vechile , audi marka vakıf aracını ankaraya ayağına getirtmesi haberdeki durumdan farklı mı ? biri legal diğeri illegal öyle mi...ben o audıye cami sergilerinden alınan benzin parasını sergiye yardım eden biri olarak helal etmiyorum.
- derya şahin
allah belanızı versin
- mithat demirci
sayın hacı mehmrt gümüş e ALLAH TAN RAHMET kederli ailesine bol sabır diler MESLEK TAŞİ MİTHAT DEMİRCİ
- mehmet güzel
böylelerini tutklayıp müebete çarpacan yaşatmıyacan bu ülkeyi kirleten onlardır terör ddiyorsunuz bundana daha büyük teröris varmı
- kemal burak dayanıklı
yerimizde wehrmacht olmalıydı muazzam hava güçleriyle.çok mu zor luftwaffe yi yeniden yaratmak.haberin doğruluğu bilinmiyor rum kaynaklı haber.bizans entrikası olduğu muhtemel...
- ayse
Allah acıl sıfalar ve aılelerınede sabır versın .(amin)
- ahmet satlık
abdullah abiyi severdim iyibir insandı yakınlarına allahtan sabır dilerim merhumada allahtan rahmet mekanı dennet olmasını dilerim
- selim candan
Sayın Hocamızı tekrardan bize hatırlattığın için çok teşekkürler yalçın bey.Bu zamanda Onun gibi dürüst müftü bulmak bihayli zor.Gittiği yerde yine güzellikler oluşturmuş allah razı olsun.Bizim buradakiler ne yapıyor valiye çiçek vermiş miş...Bakın hocamız 8 tane yetimi sevindirmiş...imamlarla korolar kurmuş...kutlu doğumda birileri gibi vali yağcılığı yapmammış...mehmetçiği sevindirmiş.büyük insan vesselam..özbuğdaya duyurulur.yetimlerin hakkını audılerde harcayanlar hesap gününde hesap verecek
- ahmet selvi
bu insanlar müftü olmus vali olmuş insan olmamıs kişiler insanların eve götürecek ekmegi yok iken onlar yemek bile beyenmezler televizyon gazete ye cıkınca allah cc den kitap tan bahsederler allah şahidim olsun bunungibi yapan insan bile demeye dilim varmıyo ama bunlara hakkımı helal etmiyorum iki elim yakalarında
- Ali Aslan
Dünyaca ünlü saf romanov koyunlarını artık direk Rusya’dan (Türkiye çiftlik teslim) satın alabilirsiniz fiyatlarımız gayet uygun olup abartılı fiyatlarımız yoktur. Bütün koyunlarımız safkan romanov’dur ve yüksek damızlık oranlarını belgeleyen sertifika ve pasaportları vardır. satışlarımız minimum 100 adettir 100 adetten aşağısına tarım bakanlığı ithalatına izin vermemektedir. www.romanovciftlik.ru Tel. Turkıyede 0532 158 7 157 Tel. Rusyada +7 903 884 00 99
- zeyd çölmekci
okullar fettullah gülene ait deyil okullar misyoner okulları ajan yetişiyor
- MEHMET KELEŞ
HAKAN BEY SEN GERÇEK İSMİNİ SÖYLERMİSİN BEN HAKAN KUTLUĞ İSMİNDE KİMSEYİ TEDAVİ ETMEMİŞİM DEFTERİMDE İSMİN YAZMIYOR BİZİM HİÇ KİM SENN 3 KURUŞUNDA GÖZÜMÜZ YOK SEN GERÇEK İSMİNİ SÖYLERMİSİN MADEM GERÇEK DİYORSAN AŞAĞIDA 24 SAAT ULAŞABİLECEĞİN NUMARAM VAR ARA SÖYLE BEN SENİ TANIMIYORUM DEDİĞİM GİBİ SENİ TEDAVİ ETSEM İSMİN FALAN DEFTERİMDE KAYITLI OLUR ....












