haberliyorum
09 Eylül 2010, Perşembe 01:15:59

Kürtler ve milliyetçilik

Kürtler ve milliyetçilik

Taha AKYOL

1272953955

Karakter boyutu :

ATATÜRK ve İnönü dönemi; 5 Mayıs 1926’da bugünkü Irak sınırımız için imzalar atılmış, “Musul meselesi” kayıpla sonuçlanmıştır. Atatürk’ün ve İsmet Paşa’nın baştan beri endişesi, İngiltere’nin ileride Kuzey Irak’ta bir Kürt hükümeti kurdurtup Türkiye’yi güneydoğusundan vurması ihtimalidir. İngiltere’nin Irak Komiseri Henry Dobb Ankara’da, İngiltere’nin asla öyle bir politika izlemeyeceğine dair garanti veriyor. Zaten bu yönde bir güvenlik anlaşması da yapılacaktır. İnönü, bu garantiler ne olursa olsun, sınırın bu şekilde çizilmiş olması yüzünden Türkiye’nin “sonsuza kadar sorun yaşayacağı”nı söyleyerek endişesini tekrarlıyor. Atatürk ise aşiretler halindeki Kürtlerde “kuşaklar boyu” milliyetçilik duygusunun oluşmayacağı görüşündedir. Zaman geçmiş, Atatürk’ün ve İnönü’nün bu kaygıları gerçekleşmiştir; yaşadığımız sorun budur. Masaya oturmak?! Bu korku ve telaşla aşırı baskı politikaları da uyguladılar. Bu politikalar çözüm olmadığı gibi, ileride patlayacak birikimler de yarattı. Son elli yılda şehirleşme, eğitim, orta sınıflaşma ve demokrasi gibi modernleşme dinamikleri bölgede feodal ve aşiret yapılarını dağıtıyor, onun yerine ‘Kürt kimliği’ gelişiyor: Ortalama PKK’lı ve BDP’li tipi, “ırgat, maraba” tipi değildir. Martin Lipset’in “aşağı sınıfların faşizmi”i teorisine uygun olarak PKK, militanlarının çoğunu “kent yoksullarından” devşiriyor. Hareketin parti, dernek ve vakıfları ise okumuşlardan oluşuyor. Böyle bir tabana dayandığı için çeyrek asırdır dağa çıkmalar önlenemiyor, parti kapatılıyor sadece tabela değişiyor. Madem öyle masaya mı oturalım?! Hayır, çünkü öyle bir politika terör örgütüne meşruluk kazandırmak gibi büyük bir siyasi avantaj sağlar... Bundan başka, “gecikmiş milliyetçiliğin” kâğıt üzerindeki imzalarla bir çerçeveye alınmasının mümkün olmadığını da tecrübeler gösteriyor. İspanya ve İngiltere dolaylı yollardan görüştüler ama örgüt siyasi olarak iyice tecrit edildikten sonra... Demokrasinin rolü? Ordunun hataları elbette eleştirilmeli ama PKK ile masaya oturulmayacağına göre terörle mücadele devam edecektir, etmelidir. PKK’nın tecrit edilmesi yolunda önemli gelişmeler de sağlanmaktadır. Kuzey Irak’ta barınması eskisi kadar kolay değildir, Avrupa’da PKK’ya yapılan operasyonlar da bilinmektedir... Demokrasilerin etnik terörle mücadeleleri bize iki ders gösteriyor: * Yüz kişilik bir grup bile şuralarda, buralarda çok sansasyonel eylemler yapabilir. Önemli olan terörün uzun vadede dış ilişkilerinin tecrit edilmesi, mali kaynaklarının daraltılması ve silahla sonuç alınamayacağı görüşünün yaygınlaştırılmasıdır. Bu, terörle mücadelede kararlılık gerektirir. * Demokrasinin gelişmesi, etnik milliyetçi hareketlerde “tek yol silah” duygusunu zamanla zayıflatmakta, silahsız ve ılımlı akımlar ortaya çıkmakta bu da çözümü kolaylaştırmaktadır. Bu konuda Akın Özçer’in “Çoğul İspanya” kitabına bakılabilir. PKK terörü tırmandırmakla Türk-Kürt ayrışmasını derinleştirmek, bunun yaratacağı duygularla ‘bütün Kürtler’i kendisine çekmek hesabındadır. Bu hesapta önümüzdeki seçimlerin özel bir önemi vardır! Demek ki, terörle mücadeleye ve demokratik açılıma devam etmeliyiz... Ve aman dikkat: Türklerle Kürtler arasındaki duygu farklılaşmasını daha da derinleştirecek Türkçü ve Kürtçü söylemlerden, ‘öteki’ni incitici sözlerden sakınmalıyız...

Bu yazi toplam 21 defa okunmuştur
    PAYLAŞ : Bookmark and Share
Üye iseniz giriş yapabilirsiniz

Onay kodu

Rumuz: (gerekli)
Email: (gerekli)
E-mail sadece sizinle irtibat kurabilmemiz için kullanılacaktır. Başka hiç bir amaçla kullanılmaz ve sitede yayınlanmaz.
Yorum:
TAG:
HASTANE DE GİZLİ KAMERA SKANDALI !
KONYALI GENÇ GAZETECİYE 61'LİK GELİN
İŞTE BAŞBAKAN'IN MERAKLA BEKLENEN DİYARBAKIR KONUŞMASI
ORUÇ TUTMAYAN SAVCIYA MEYDAN DAYAĞI
KENAN EVREN YIKILDI !
CHP'DEN BİR AFİŞ BOMBASI DAHA..

 
 
 
 
 
--