26 Mayıs 2012, Cumartesi 15:58:39

Memleket içten çöküyor içten..



Memleket içten çöküyor içten..

 

 

 

PKK, Amerika, İsrail, Rusya değil, kendimiz içeriden çökertmeye çalışıyoruz bu ülkeyi…

(Böyle bir yazı yazmayacaktım. Fakat müftü ikinci makam otosunu alıp, çevresine zulmettiği için yazıyorum)

Memleketin bütün resmi kurumlarında onlarca yıldır yapılan ve bunu da görmesi gerekenlerin nedendir bilinmez bir türlü göremediği israf engellenebilseydi eğer; böyle 10 tane daha Türkiye olabileceğini hiç düşündünüz mü ?!

Acıyorum bu memleketin haline biliyor musunuz…

Ve baştan söyleyeyim, bu Müslüman ülke yakıştırmalarına da sadece gülüyorum…

Gülüyorum çünkü istenilen Müslümanlık bu değil…

Müslümanız diye geçiniyoruz biz; Müslüman değiliz aslında…

Örneğin şoför olduğunu iddia ediyorsun; fakat biniyorsun otomobile ve kullanmayı zerre kadar bilmediğin görülüyor. Sana şoför denebilir mi ! Bunun gibi…

(Tabii ki genelden bahsetmiyorum. Kendini bilenler müstesnadır)

Bakalım…

Bu memlekette 21 yıldır basın işinin içerisindeyim…

Zaman zaman yazılarımı okuyanlardan kimileri tarzıma, “Sokak ağzı” deseler de son 5 yıldır da hasbelkader köşe yazarım…

Bunların kendilerini çok bilgili ve çağdaş sanan, Allah’ın çok önem verdiği merhametten uzak, uyduruk tabir entel maskeli, karşısındakini küçük gören, kendi çapında akıllı geçinen, ancak donlarına bakıldığında belki de bir karış pislikle gezen yaratıklar olduklarını, sadece çıkarlarını düşündüklerinden anlarım…

Bunlar sanki ağır iş yapacak gibi sözümona hep büyük işleri konuşurlar. Ancak görmez ve bilmezler ki karınca ordusu binanın dibini oymakta ve onu alttan çökertmeye çalışmaktadır…

Konuya girelim…

3 ay önce Konya İl Müftüsü Şükrü Özbuğday’ın yaklaşık 130 bin lira değerinde makam otosu kullanmasının yanlış olduğunu vurgulayan bir haber yaptım…

Haber de, “Sayın Müftü, her fırsatta Allah bize fukarayı korumayı görev olarak vermiştir diyorsunuz. Bakın çevrenizde o kadar gariban insan var, odun kömür alamayan, etin ne olduğunu bilmeyen, üzerinde giysisi olmayan bir ton insan var. Hal böyle iken sizin böyle lüks yaşam sürmeniz doğru mu ?

Bu aracı satıp 30 bin liralık araca binseniz de, geri kalan 90 bin lirayı da fakir fukaraya dağıtsanız, bende bunu haber yapsam daha iyi olmazmıydı” dedim…

Haberi okumuş ve beni telefonla arayıp,, “Parasını sen mi verdin. Ayrıca bunu bana Devlet almadı. Parasının yarısını Konya Sanayi Odası yetkilileri verdi, yarısını da vakıftan karşıladık” dedi...

Konu böyle kapandı derken, bir de baktık kısa bir süre sonra Sayın Müftü nispet yapar gibi 50 bin lira değerinde ikinci makam otosunu aldı…

Aradım “Hocam bu ne iştir” dedim. Bana, “Vakıftan aldık. Buna da şube müdürleri biniyor. Ara sıra da ben biniyorum. Üstelik bunlar makam otosu değil hizmet aracıdır” dedi ve “Yalçın bey Ramazan’dan sonra gel de yemek yiyelim” diye de ekledi…

(Vakıf diye bahsettiği kuruma paranın nereden geldiğini hemen söyleyeyim)

Cuma Namazı çıkışında sergiye vatandaşın attığı camiye yardım paraları…

(İkinci makam otosunun alınmasının tarihi ile Pakistan’a yardım için cami çıkışlarında bağış toplanma tarihlerinin aynı zamana denk gelmesi de dikkatleri çekmektedir)

(Bu arada Pakistan için toplanan bağış tutarı, diğer zamanlardaki yapılandan çok daha fazladır)

Allah’ın elçisi Hz. Peygamberin şaşaasız yaşamını, mütevazılığını, yoksulu kollayıp kimseyi üzmediğini, kısaca Peygamber ahlakını aşılaması için Devlet tarafından oraya oturtulan Sayın Müftünün bu rahat tavrının ötesinde, bir de işine gelmeyen ve tekerine çomak sokmaya çalışanlara zulmettiği geldi kulağıma…

Örneğin Konya’nın Tuzlukçu İlçesi Müftüsü Adnan Zeki Bıyık’ın tayinini Edirne’nin Lalapaşa İlçesi’ne çıkarttırdığını, dolayısıyla da ailesinin darmaduman olduğunu duydum. Bunun da iki sebebi varmış...

Birincisi Devletin Hac kafile başkanlığı için kendisine harcırah olarak vereceği yaklaşık 5 bin lirayı ve Hacca gitmeyi, kendisi bir kez gittiği için hiç gitmeyenlerin haklarına saygısızlık olmasın diye reddetmesi…

İkincisi de hobi olarak müzik aleti çalıp, tasavvuf musikisi ile uğraşmasıymış… Ayrıca İl Müftülüğü, Bıyık’ın ilçe çevresinde yaptığı işleri de bozuyormuş…

Mesela istek üzerine açılan, Tuzlukçu’ya bağlı Erdoğdu Köyü’ndeki Kur’an Kursu’nu kapattırmış. Oysa bu kurs Erdoğdu halkının da yardımıyla açılmış ve kursa Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık Grup Başkanlığı Müfettişi onay veriyor ve kurs bir yıldır sürüyor…

Telefonla beni arayan kurs öğrencilerinden bir bayanın konuyla ilgili söyledikleri, “Köyümüzde Kur’an kursu yoktu. Bizde bunu çok istiyorduk. Sağolsun Adnan Bey bize bu güzelliği yaptı. Bizde dişimizden tırnağımızdan artırdıklarımızı kurs için harcamış, tertemiz bir mekan haline getirmiştik.

Kursta 25 yaş ile 70 yaşındaki bayanlar kurs görüyorduk. Adnan Bey bu işin illegal yapılmaması için başımıza bir de İlahiyat Fakültesi mezunu hoca tedarik etmişti. Fakat kursumuz kapatıldı. Çok üzgün, kızgın ve buruk bir vaziyetteyiz. Sinirden ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Neden bu hakkımız elimizden alındı. Köyde imza topladık. Bunu hem Başbakana, hem de Diyanet İşleri Başkanı’na göndereceğiz”

Böyle söyledi kurs öğrencisi ablamız…

Evet;

Müftülerin ikisini de tanımıyorum…

Fakat araştırıp edindiğim izlenim sonucunda, bir yanda Müslümanlıktan uzak eyyamcı bir müftüyle, diğer yanda dürüst, işini iyi yapan, çevresinde sevilen ve işini kaybetme pahasına haksızlığa asla katlanmayan bir başka müftü tanıdım…

İlçe Müftüsü Adnan Zeki Bıyık…

Bulunduğu bölgelerde işine mani olmayacak şekilde Türk Müziği koroları kurmuş, halkla iç içe olan birisi ve yöre halkı da kendisinden son derece memnun. Hiç şikayet edeni duymadım açıkçası…

Kimi zaman yaşlılar yurduna gidip onları eğlendirmek için şarkılar söylermiş. 30 Ağustos ve Çanakkale Şehitlerini anma programlarında kahramanlık türküleri, Ramazan aylarında ilahiler, 10 Kasım’da ise Atatürk’ün sevdiği şarkıları seslendirirmiş…

Hatta sesinin güzel olduğunun duyulması üzerine, bir televizyon kanalında yayınlanan, “Popstar” programına davet edilmiş, o programda Türk Müziğinden bir şarkı seslendirmiş…

O programdan sonra kendisine sempatikliğinden “Popstar Müftü” olarak lakap takılmış…

Hatırlatırım ki, ilahi söylemek ve tefle ritm tutmak Peygamber zamanında da varmış ve Peygamber de buna karşı çıkmadığı gibi zaman zaman benzer ilahili toplantılara katıldığı görülmüştür…

(Sanırım Müftü Sayın Özbuğday bundan habersiz)

Bıyık’ın 3 çocuğu var. 2’si Akşehir ilçesin de okula gidiyor, birisi de İstanbul’da okuyor. Eşi de İlahiyat Fakültesi mezunu ve Tuzlukçu’da Kur’an Kursu hocası. Hatta eşinin tayini çıktıktan sonra, aynı yerde bulunmak için o da çocuklarının okuduğu Akşehir’e her ne kadar tayin istese de, birileri tarafından bu da engelleniyormuş. Her türlü zulüm kısaca…

Ayrıca Müftü Bıyık’ta hem işini yapıyor, işini aksatmadan da Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alıyormuş…

Eğer tayin edildiği Edirne’ye giderse bu eğitimi de yarım kalacak elbette. Uzun lafın kısası, çoluk çocuğu burada, kendisi orada olacak. Böyle bir aile yaşamı…

O küçücük çocuklar, babaları akşam olup ta eve gelmediği zaman boyunları bükük kalacaklar anlaşılan…

Durum bundan ibaret…

Evet; Sayın Özbuğday. Gelişen olayları görüyorsunuz değil mi ? Bıyık ailesinin durumunu incelediniz mi hiç.Belki de hiç haberiniz yoktur durumlarından. Çıkarlarınız uğruna sallamışsınız adamı gitmiş…

Sayın Özbuğday bir televizyon programında namaz konusu gereği diyor ki: “Allah’ın evi olan muhteşem camileri boş bırakmayalım. Boynu bükük, garip kalmasınlar, camileri dolduralım” diyor…

Sayın Müftü, siz boynu büküklük mefhumunun ne olduğunu biliyor musunuz ? Bakın Bıyık’ı uçurdunuz, şimdi de çocuklarının boynu bükük kalacak, buna ne diyeceksiniz ?

(Müftü Bıyık’ın yerine bir müftü hemen tayin edilmiş zaten. Fakat kendisinin kullanmadığı yıllık izni varmış, lisans ön lisans işleri için onu almış. Zaten moralman çökmüş durumda ve hasta şu anda)

Ayrıca Özbuğday bir başka televizyon programında da şunları söylüyor…

“Dindeki hedef yardımlaşmaktır. Allah bizlere Kur’an-ı Kerim’de, (Sizden evlenecek olanları evlendirin) diyor . Evlenmek isteyip de evlenemeyenlere yardımcı olmamız gerekir. Fakirin fukaranın yanında olmamız gerekir. Allah böyle istiyor” diyor…

Sayın Özbuğday; Sizin bunları söylüyorsunuz ama, söylediklerinizle yaşam şekliniz birbirini tutmuyor. Bence siz sadece rahatınızı düşünüyorsunuz. Hem bize yardımlaşmayı Allah görev olarak verdi diyorsunuz. Hem de imkanınız olmasına rağmen söyleneni yapmıyor, rahatça birisi 130, diğeri 50 bin liralık makam otolarına sıcacık biniyorsunuz.

Sizin bu evlenemeyenlerden, aç yatanlardan, odunu kömürü olmadığından donarak ölen Müslümanlardan haberiniz var mı ? Şu lüks makam otolarını satıp, 30 bin liralık bir araba alsanız da, geri kalan yaklaşık 100 bin lirayı da ihtiyaç sahibi gariplere dağıtsanız olmaz mı?

Bunlar makam otosu değil hizmet aracıdır, hem bunlara şube müdürleri biniyor dediğiniz bu otomobillere şube müdürleri de binmiyormuş. Bunu da öğrendim… Kurmuşsunuz kurumda kareyi, istediğiniz gibi at oynatıyorsunuz…

Öte yandan Devlet imkanlarıyla defalarca Hacca gitmiş olmanıza rağmen, Sayın Bıyık’ın yaptığı gibi, “Gitmeyenleri görevlendirin” demek yerine, Devletten 5 bin lirayı güzelce alarak Hac kafile başkanı olarak gittiğiniz, ancak belirli bir görev verilen siz, Diyanet müfettişleriyle gezip, (Vakıf parasıyla) en lüks otellerde konaklayarak, etlerin en iyi tarafını, yemişlerin en kralını yiyip, lokmaları yuttuğunuzu, makamın imkanlarını kullanıp orada ilçe müftülerini, vaizleri ve imamları çalıştırdığınızı da duyuyorum…

Şimdi soruyorum size:

Cami çıkışlarında sergiye atılan paraların biriktiği “Vakıf’tan” alındı dediğiniz lüks arabalara binerken, kimi Kur’an Kursunda kömür olmadığından oradaki küçük kursiyerlerin üşüyüp hasta olduğundan haberiniz var mı ?

Sanki emirlerini uyguluyormuşsunuz gibi o her fırsatta bahsettiğiniz Allah (cc) size bu makamı, bu yetkiyi, işinize gelmeyen Adnan Zeki Bıyık’ın tayinini çıkarttırıp, açtırdığı Kur’an Kursu’nu da inadına kapatasınız, sefahat içerisinde lokmaları yutup, insanlara zulmedesiniz diye mi verdi ?

Hani Allah fakirlere yardımı size görev olarak vermişti !

Siz o makama, merhameti, yoksula yardım etmeyi, kimseye zulmetmemeyi halka öğretmek için oturtuldunuz. Fakat bunu sadece ağzınız söylüyor. Ne yazık ki kendiniz bunu uygulamıyorsunuz…

O zaman biz de, bir yanda sizin gibi Devlet imkanlarını son damlasına kadar sorumsuzca en iyi şekilde kullanan bir müftü ile bu müftünün sefahat tekerine çomak soktuğundan ve Hakkı savunduğundan, sürgüne gönderilip aile düzeni dağılan diğer bir müftünün kıyaslaması kalıyor…

Bu yazı israf ve eyyamcılık yüzünden memleketin ne hale geleceğine sadece küçücük bir örnektir…

Buna benzer daha saymadığım gözler önünde gerçekleştirilen bir ton israfı Türkiye genelinde ve bütün resmi kurumlarda düşün…

Allah ıslah etsin…

NOT: Şimdi de yukarıda bahsettiğim bana sokak ağzı yazıyorsun diyen artistlere sesleniyorum…

Vakıfta biriken parayla Kur’an Kurslarına kömür alınması gerekirken, makama lüks otomobil alınıyor görüyorsunuz…

Çocuğun böyle bir kursta ya da kaloriferleri yanmayan bir okulda okusa hoşuna gidecek miydi ? Hemen velvele yapacaktın değil mi? İşte sen velvele yapma diye yazıyoruz biz. Şimdi inceleyin bakayım yazdıklarım sokak ağzımıymış yoksa değil mi?

Binayı karınca ordusu alttan çökertiyor uyumayın…


Yalçın İREŞ


01.01.1970 - 02:00: 11
Bu Yazı 956 defa okundu Facebook'ta Paylaş!

seyhan sağlam

evet huzurevindeki ihtiyarlara iftarda konser verdi.çocuk esirgeme de çocukları hoş etti.lösemili yavrulara moral konseri verdi.ilçesine 4 tane kuran kursu açtı..ya senin konya müftün ne yaptı..cami paraları ile aldığı lüks otolarla zengin davetlerinde ..söyle hangisi büyük suç

28 Aralık 2010, Salı 01:0


haşim

konya müftüsü kesinlikle haklı bana göre, müftü sahnelerde insanları eğlendiriyor müftümü şarkıcımı ı

23 Aralık 2010, Perşembe


Haydar Aktolgalı

Öncelikle yazı sahibi dostumuzu candan tebrik ediyor sonrada haşim kardeşimi itiraflarından dolayı kutluyorum. Söyleyin be kardeşim içinizde kalmasın varsa bildiğiniz birşey şahit olduğunuz konuşmamak ortak olmaktır.sessiz kalmak çanak tutmaktır.varsa bildiğimiz bir şeyler yazalım çizelim bilelim bildirelim milletimiz iyi niyetli hiç kimse işe ters taraftan bakmıyor. Ancak baktığımızda hep aynı tipler her yerde karşımıza çıkıyor çapanoğlu misali.

27 Ekim 2010, Çarşamba 00


rezan özlü

ben başka haberlerde de gördüm .diyanet çürümüş.Atatürk ün kurduğu bu nezih kurum fütursuzca vakıf parasını kendi yüksek çıkarları için kullanan konya müftüsü, izmit müftüsü, sarıyer müftüsü, şarköy müftüsü ki bunlardan bazıları içeridedir.bu tiplerin Allah cezasını versin.Versin ki örnek bir tavır ortaya koyan Adnan BEY GİBİ DİN ADAMLARI HUZUR BULSUN..Lanetliyorum vakıf parası yiyenleri.

14 Ekim 2010, Perşembe 23


cenk ortakaya

bn lise 1 de okuyan bir öğrenciyim.Saygı değer hocamız ADNAN ZEKİ BIYIK sizlere ne yaptı da zorla ve isteği dışında tayinini çıkarıyorsunuz ablam yaşında bir kızı ve kardeşim gibi sevdiğim küçük birde kızı var yazık değilmi çocuklarına vebalini nasıl ödeyeceksiniz.lüx arabalara binmek yerine bir kaç yetim çocuğu sevindirsenizde bizde sizlere dualar etsek.

13 Ekim 2010, Çarşamba 19


celal

adam yazıda (Tabii ki genelden bahsetmiyorum. Kendini bilenler müstesnadır)diye belirtmiş zaten. görmediniz herhalde

12 Ekim 2010, Salı 18:13:


murat ulu

bu ve bunun gibi olayları münferit olarak görüyorum . bu tüm müslümanlara mal edilemez sistem onlara bu yetki ve parayı ve görevi vermişse kimse ben gitmem almam demez diyemez bu yüzden müftü lüks yaşayacak bizde onlara bu hizmeti yapacağız...marabalık budur bunun diğer adı eşekliklitir ama yine söylüyorum tüm müslümanlara mal edilmemeli....

12 Ekim 2010, Salı 18:07:


mahir uz

Hülya hanım müftü neden sessiz diyor..Konya müftüsü Özbuğday suçlu da ondan konuşamıyor..130 milyarlık otoya ben binmiyorum ki.O biniyor.Tuzlukçu Müftüsü Adnan Zeki BIYIK a gelince hocamızı ben de tanırım ve severim.Sayın Bıyık, konya müftüsünü ve diyaneti mahkemeye verdiğini söyledi arkadaşlar..

12 Ekim 2010, Salı 15:09:


HÜLYA

müftü neden hala sesiz onu anlamadım .

12 Ekim 2010, Salı 13:14:


orhan ak

gönlüne sağlık kardeşim.yalakaların kol gezdiği şu günlerde zalimle uğraştığın, mazlumların koruyucusu olduğun için teşekkürler

12 Ekim 2010, Salı 03:20:


haşim

bu milletin paraları ile orada bademin ve fıstığın alasını yiyen il müftüleri, daire başkanları, bazı müfettişler cehennem ateşi yiyorlar.Hemşerim 25 kez hacca bunların kabe sevgisinden gittiğinimi zannediyorsunuzı.para para para...badem badem .badem..zahmeti çeken işi yapan imamlar ve şuurlu birkaç müftü..derhal bu hac rantiyesine son verilip bu din istismarcılarının yargılanması lazım..zavallı milletin dişinden tırnağından artırdığı paralarla bu utanmazlar badem yiyemesin.hepsinin villası var

11 Ekim 2010, Pazartesi 2


haşim

yazdıklarınızın tamamı doğru beyefendi.Ben müstear adla yazı yazan bir din görevlisiyim.Bir defasında hacda görevli idim.Bu ünvanı büyük din baronlarına hizmet ediyordum.Bir tepsi kuruyemiş içinde yok yok..bana da bir parça al oğlum dediler.Bademden iki üç tane aldım.Aman yarabbi badem sanki cennetten gelmiş.hayatımda böyle leziz bir badem yememiştim.Milletin paraları ile yaşıyorlar.Hacdaki görevleri ne biliyor musunuz.ı irşad görevi...bunun adı yatma ense yapma yeri demektir.

11 Ekim 2010, Pazartesi 2


Toplam 12 Yorum Yapılmıştır
TOPlist AXFreeForum.com Top Free Forums Site Top 100 Aviation Sites on Top100Add.com - Add your Site, Boost Your Traffic! Dutchpony Topsites List Kfz Besuchertausch ToplistDizin Mirc List MircList site ekle siteler arama aramalar toplist dizin adre adresler hitlist list top list sitesimirc Çok Hit, Toplist, Site
Ekle
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Konya Haber Konya Haber Arşivleri Konya Magazin Haberleri Konya Haberliyorum Yazarları Haberliyorum Künye Haberliyorum İletişim