PANCAR KANTARLARI

PANCAR KANTARLARI

YAZI-YORUM, YAZACAĞIM BİLDİKLERİMİ-ONALTI

PANCAR KANTARLARI
2021-04-08 13:29:22

Bizim Köyümüz Ereğli nin köyü, şimdilerde oldu mahalle. Bu köylerden pancarlar üretilir, pancar kantarlarına teslim edilir, teslim fişleri alınırdı.
Pancar ekimi kıymetliydi, pancar kotalarının az olduğu yıllarda şeker fabrikaları bölge şeflikleri aracılığı ile kotaları köy muhtarına toptan verir, muhtar köylüye durumuna göre kota dağıtım yapardı. Kırgınlıklar eksik olmazdı, muhtarın taraflarını kayırması olurda.Bahsettiğim yıllar 77' li yıllar...

Pancar bölge şefliği köyde guruplar açar, her gurubun başkanı olur, gübre, avans, pancar pusulası, pancar parası gurub başkanına verilirdi. Pancar ekimini az da olsa herkes
yapmak isterdi. Küçük çiftcinin nefesi, soluğu, can suyudur pancar...

Ekilen pancarlar zamanında soğuk vurmadan, sıralı, boncuk taneleri gibi dizilerek çıkarsa ne mutlu olurduk. Hele ikindi üzeri güneşi arkamıza alır çıkan pancarları seyretmek ne hoş olurdu. Pancarlar sık ekilir, dört beş yaprak olunca birinci çapa yapılır, tekleme çapası denir bu işe. Zordur bu iş, acemiler pancarı telef ederler.

Bahar yağmurları yağar, pancarın üstüne birde üst gübresi atarsan, ikinci çapayı, buna da kara çapalama derler yaptınmı değme keyfine.. Bir ay sürer rahatlığı çiftçinin.. Bundan sonra esas
sulamaya hazırlık başlar.

Pancar tarlasına cızılar boydan boya çekilir, koşalar enine, tarlaların üst başlarına derince açılır..Koşa dediklerimiz boydan boya derince açılan su arklarıydı.
Her andalın içine uygun arakıklarla kulak, küçük bendller yapılırdı. Koşalardaki su ağızlıklardan her andala sırasıyla gönderilir, sulanan andal kapatılır, yeni andalın ağızlığı açılırdı.O zamanlar koşaya kilit atmak, ağızlık kapatmak, hele tarlalar düzenli işlenmemişse ne zor olurdu, akşama kadar toprak çamur iflahın gevrer, çılkın çıkardı. Halsiz dermansız kalır, takadın tükenir, ekmek yiyecek halin kalmazdı.

Derin kuyudan elde edilen sular ile salma sulama, vahşi sulama yapılır, pancarlar sezonunda altı yedi kez sulanır, son su söküm suyu verilir, on beş gün sonra pancarlar çatalla yada pancar belleri ile sökülür.
Pancar sökümü zordur. Elli evlekten az ise aile kendi çabası ile yada İmece usulü pancarını söker, öbek öbek yığın yapar, üstünü pancar otları ile örterek kilo kaybını önler. Kalabalık aileler için ne hoş olurdu söküm. Kırk elli de kuzu varsa ellerinde deme keyfine.Pancar otu ile beslenen, anızda yayılan besili kuzular iyi para ederdi.

Pancar ekili alan fazla ise sökümcü tutulur, tarlalara çadır kurulur, sökümcüye un, tüp, yardımcı malzemeler temin edilirdi. Pancarlar
duruma göre ya tarlaya istif edilir yığın yapılır yada hemen römorklara yüklenir pancar kantarlarına gönderilirdi.

Pancarları kasalara yüklemek ne zor şeydir bilir misiniz. Römorklar kenar ilaveli yerden iki metre yüksekte, birde sıralama yaparsan kenarlara yerden iki buçuk metre yüksekliği bulurdu. Pancar yabaları ile ha babam ha terin suyun içinde kalırsın... Bir saate yakın sürer yüklemek pancarı. Durmak yok terli terli kabinsiz traktörü sür doğru kantara.. İşte bizim köyün pancarları tam otuzbeş km uzakta Kızılca kantarına teslim edilirdi.. Kantarda sıra varsa beklenir, o gün sıra gelmezse arabanın yanında yorgan altında kıvrılır yatılırdı.

Erken yıkılırsa pancarlar arabadan, hızlıca köye dönülür, tekrar pancar yüklenirdi..Akşamdan yüklenen arabaların lastikleri hava kaçırmasın diye takoza alınırdı. Sabah ezanla kalkacaksın, yüzünü buz gibi su ile çarpa çarpa yıkayacaksın, anan varsa eşin varsa tezek sobasının üstünde kılan böreği hazırlıyacak, çabuk çabuk yiyeceksin. Kabinsiz traktör mevsim kışa yakın onbirinci ayın sonu, öyle sıkı sarınmalı ki üşümemeli.. Git gel yetmiş km. Traktör üstünde buna can mı dayanır.. Yolda dolu römork lastiği patlarsa vay haline, kriko, levye, anantar, sekman, sök, yama yap, hava pompası ile bas ha bas.. Elin kolun dermansız, avuçlarında yaralar... Allah ne eziyetler ne eziyetler..yüz pompa hava basarsan lastikte on atü basınc olurdu. En az altmış atü olmalı ki yük taşınabilsin.

Birde kantarda sıra belası, köy sırası, öncelik belası, meydan çavuşu cezası var ki sorma gitsin. Ya sabır ki ne sabır. Aslında bizim köyümüz pancarını Ereğli kantarına teslim ederdi. Köy pancar kotaları az olduğu için, İçişleri bakanı Faruk Sükan 'ın destekleri ile
Kayseri Şeker Fabrikasına bağlı Bor bölgesine
geçtiler, fazla pancar ekelim diye..

1977 yada 978 yılında köyümüz yakınlarına, Yukarı Göndelen köyü ile Aşağı Göndelen köyü arasına bir pancar teslim istasyonu getirildi. Kantar kurulmuş bizde çok uzaklara gidip gelmekten kurtulmuştuk. Binlerce şükranlarımla oraya bu hizmeti getirenlere...Belediye başkanı Kenan Akpınar idi, acaba 2.MC hükümeti mi , yoksa 3. Ecevit hükümetimi bilemiyorum iiktidarda olanlar...

Artık yorulsada insanlar, yakınlaşmıştı kantar..
Siyasetciler sertleşmiş, sokaklar hareketlenmiş,
gençler arasında sürtüşmeler devam ederken, orta yaş gurubu insanımızda gerginleşmiş bir ruh hali yaşamaya başlamıştı.Bizim köy esasen Menderesci, Demirelci, Faruk Sükancı ağırlıklı olmuştur genelde. 78 li yıllarda köye ÜLKÜ - KÖY teşkilatı kurulmuş, gençler politika yapmaya başlamış, kantarlarda bunun yansıması yaşanır olmuştu. Komşu köyümüz olarak
Yukarı Göndelen solda, içinden Kenan Akpınarı belediye başkanı olarak çıkardı. Kamışlıkuyu benim köyüm sağda, milliyetçi kanattan beni yıllar sonra milletvekili adayı çıkardı, ben baraj kurbanı olan partimden milletvekili seçilemedim. Zamanı geldiğinde bu süreçleri detaylıca yazacağım. O zamanlar sol görüşlüler "oy dere kızıl dere","aha memmet emmi, deha memmet emmi" ülkücüler "genç osman", "neşet ertaş türküleri" eşliğinde düğünlerde oynar eğlenirlerdi.. Hey gidi günler hey.. Ah benim ülkemin güzel gençliği, yoktu aslında birbirimizden farkımız ama araya ayrılıklar girmiş, nifaklar sokulmuştu bir kere. Bu sarmaldan kolay çıkamadı ülke.. Eylül 80 darbesi çok ağır travmalar, acılar, işkenceler bıraktı, hem bedenen hem de ruhen...

Kızılca kantarına gider, sıkıntı çeker, yorgun argın akşamı tamamlarken, o sıkıntı günleri çabuk unutmuş olmalıki kantarda sıra kavgası, senlik benlik tartışmaları başladı. Ben genelde kalpak giyer, uzunca bıyık bırakırdım. Fakat asla kavgacı değildim. Senin motor mu, benim motor mu önce kantara çıkacak kavgasında yukarı Göndelenden rahmetli Hacı Ağa , yeğeni olmalı bir akrabası, bizi üzdüler, sıra bizim dediler,
adaletsizlik yaptılar, sıramıza müdahele ettiler
kavga çıktı. Hacı ağa bizden çok büyüktü, yakını suat benim yakamı sarstı, kavgayı o başlattı. Köylülerimiz araya girdi, fazla zarar ziyan olmadan olay bastırıldı. Bizim köylüler bu durumu babama iletmişler, bir baktım kantarda kara yılan gibi bir adam, altında 33 DS 773 plakalı bir reno taksi içinde babam, belinde 7.65 silah bir şey var mı dedi. Yok baba işine git köye dön dedim. Babam sekiz erkek kardeşin içinde ceylan gibiydi, sözü dinlenir, emirlerine uyulurdu.. Kardeşlerinin ağa beği idi. Kantarlarda başka olaylar, basit tartışmalarda olabiliyordu, köylerin ileri gelenler meseleleri çözüyorlardı...

Aramızda husumet uzun sürmedi, siyaseten uçlarda olmamıza rağmen kavgalı yaşamadık.
Çok güçlü akrabalık bağlarımız vardı..Türkmen aileler anadan, babadan, atadan akraba idiler.
Çok rahat ettik yıllarca, gün içinde birkaç sefer
pancar römorkları boşaltıldı, yüklendi.Mesafe kısa, gün uzun, ortam rahattı.
Herkesin keyfi yerinde idi.

Baki selamlar. Unuttuklarımıza katkıda bulunabilir, hatıralarınızı buraya yazabilirsiniz.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 17895

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Yılmaz Özdil: Dünyanın en saçma kararı
Yılmaz Özdil: Dünyanın en saçma kararı
Karadeniz’deki gerilimle ilgili NATO’dan Rusya’ya sert tepki
Karadeniz’deki gerilimle ilgili NATO’dan Rusya’ya sert tepki